
Sevgili Sadık, mektuplar unutuldu mu gerçekten. Gençlik yıllarımızın mektuplarının, hani şu “edebi mektup” türü içine sokulup yayımlanmış mektupların, düş ve düşünce dünyamıza bıraktıkları tadı bugün de duyumsarım. “Tadı damağımda” denir ya, o tadı özlerim, o tat, insan içtenliğini, kıskançlıktan, toplumsal oluşumda yer edinme, orada görünür olma şeytanlıklarından uzaklığı, dostluğu simgeler.
Kaç yıl geçti sevgili Sadık, yarı insan ömründen biraz...