Toplumsal Durumlar Mekânlara Yazılıyor (Aysel SAĞIR)

Bir ülkenin kentleşme tarihi, o ülkenin yapısı ve insanlarının kültürel kodlarıyla ilgili önemli bilgiler veriyor. Kentten bahsettiğimizde; toplumsal cinsiyet, sınıf, emek süreci, iktidar yapısı, kimlik, etnisite... gibi toplumsal yaşamda içerilen durumlardan da bahsetmiş oluyoruz. Aslında kent, söz konusu alanların mekânsallaştırılması anlamına geliyor. Yani bir kenti anlamak için, o kentin toplumsal yapısının nasıl mekânsallaştırıldığına bakmamamız...

Kentsel İsyanı Anlamak (Munise Nur AKTAN)

Beşiktaş'ın Boğaz'ı gören en güzel köşesi değildi belki ama İstanbul'da Anadolu yakasında oturanlara özgü Kadıköy sevdasına bana ihanet ettiren ilk yerdi. Üniversite yılları, sevgiliye sığınmak ve buruk çayla ısınmaktı Hasır. Mezun olmaya yakın “hassas” bir bölgede olduğu için yıkılma kararı verildi. Hemen arkasına kondurulan lüks bir otelin görüntüsünü de bozabilirdi üstelik ve bu yüzden artık bize ait değildi. Kapkaççı burjuvaziye peşkeş çekilen...

Fanon ve Ezilenlerin Şiddeti (Soner TORLAK)

"İnsani değerlerin algılanma süreci üzerinde, olmak kuşağının önünde ya da altında bir 'olmamak' ya da 'yokluk' kuşağı var; son derece kısır, son derece kıraç ve yavan bir bölge burası; bütünüyle çıplak ve böyle olduğu için de sahici bir dirilişin, katıksız bir var olmanın mümkün olduğu sarp bir yamaç. Çoğu hallerde Siyah insan, bu cehennem yokuşunu aşabilme, her şeyin gerçek kimliğiyle çırılçıplak doğrulabileceği böyle sahici bir kıyamet çukurunu...

Barbarlığa Övgü (Onur KARTAL)

“İyimser, çağdaş dünyanın sunduğu korkunçlukları ve hassas ruhları keyfine uygun şekilde yumuşatan sosyal hareketin, politik oluşumda ve özellikle de hükümette yapılacak küçük reformlarla yönlendirilebileceğini sanır. Arkadaşları iktidarı ele geçirdiğinde, işlerin oluruna bırakılmasını, fazla acele edilmemesinin ve iyi niyetlerinin onlara salık verdikleriyle yetinilmesinin bilinmesi gerektiğini söyler; ona tatmin sözlerini söylettiren de her zaman...

AKP Deneyine Karşı Öz-Savunma (Barış YILDIRIM)

“Petrarca şunu soruyordu: Tarihte Roma’yı övmeyen ne var ki?” Biz ise şunu soruyoruz: “Tarihte içinde devrim çağrısı ya da korkusu olmayan ne var?” Foucault College de France’da verdiği derslerde, Batı düşüncesi içinde iktidar açıklaması öneren düşünceleri inceler ve her şeyin ardında savaşın var olduğunu iddia eden düşüncenin soy kütüğüne odaklanır. Foucault derslerde iki tür iktidar açıklamasından söz eder. Birinci olarak, hukuk kuramı denilebilecek...

Kadınlar, Katiller ve Kalanlar (Zeynep Ceren EREN)

Vera'nın Dolores'e tavsiyesidir: "İnsanın içini karartacak kadar erkek bir dünyada yaşıyoruz Dolores. Kocalar her gün ölür. Hatta şu an sen burada ağlarken, büyük ihtimalle bir tanesi ölüyor bile olabilir." Film, Dolores Claiborne, 1995 Hepimiz biliyoruz, değil mi? Kadın cinayetlerinin ne kadar arttığını, erkeklerin bıkmadan usanmadan yorulmadan her gün kaç kadını öldürdüğünü, adına devlet denilen kadın düşmanı mekanizmanın hiçbir işe yaramadığını,...

Dış Kapının Vandalları (Soner TORLAK & Onur KARTAL)

28 yaşındaki İsmail Abdullah Brinsley, 20 Aralık Cumartesi günü öğleden sonra bilgisayarının başına oturdu, bir silah fotoğrafıyla birlikte Instagram hesabına "Domuzlara kanat takmaya gidiyorum. Onlar bizden 1 kişiyi aldılar... Biz de onlardan 2'sini alalım" ve "Bu son gönderim olabilir. Domuzları paketlemeye gidiyorum" sözlerini yazdı. New York'taki evinden çıkan Brinsley, devriye aracıyla bekleyen iki polisi vurarak öldürdü, daha sonra kaçan Brinsley,...

Radikal Kötülük Bağlamında Şiddet (Onur KOÇYİĞİT)

Şiddet, varoluşun tumturaklı, karmaşık ve bilin(e)meyenlerle dolu labirentinin, belki de en saf ve tartışmalı yanıdır. Tarih, öngörülmeye ve anlaşılmaya çalışıldıkça, daha da detaylı incelemeler yürütülmüştür – şiddet üzerine. Toplumsallığının tartışıldığı günlerden coğrafi etkenlerin –en azından sosyoloji için– şiddetin kavramsallaşması üzerine etkileri ve varlığı dahi artık söz konusudur.  Bu bağlamda yürütülen tartışmalar, şiddeti bir davranış...

“Bil ki, burada karşılaştığın iflah olmayacak kendi benliğindir.” (Özlem AKINCI)

“Suç ve erdem” söz konusu olduğunda, Marquis de Sade’ın Aşkın Suçları’nı yayımladığı 1800 yılından bu yana insanlık yerinde saymıyor olsa da, aldığı yol pek de iç açıcı olmasa gerek. Geçen zaman boyunca iki kavramın devasa hacmi içinde ve insan zihninin karmaşık labirentlerinde biraz daha alt katmanlara inebilmişsek bile, hâlâ 200 yıl önce yazılmış bir eser canlılığını koruyabiliyorsa, sarmal yolda adım adım varılan durak da işte böyle bir bugün...

21. Yüzyılda Kanlı Günler Yaşamak Hiçbir Ulusa Yakışmıyor (Nalan Tuntaş ile Söyleşi: Tezcan TOPAL)

İçimdeki Yalnızlık, Saatin Durduğu An, Arşipel’in Çocukları, Gölge Kadın ve Cahide kitaplarının yazarı Nalan Tuntaş ile Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan son kitabı Zor Yıllar’ı konuştuk. Zor yıllar 1915’lerden Cumhuriyete kadar uzanan bir roman. Yazarken hangi kaynaklara başvurdunuz? Zor Yıllar’ı yazmadan önce o dönemi anlatan çok kitap okudum. Zaten o sıralarda yalnızca romanı yazmak için değil, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele dönemi hakkında...

Sosyal Medya ve Toplumsal Dönüşüm (Gülüm ŞENER)

Sosyal medya devrim yapar mı? Son yıllardaki toplumsal eylemlerde sosyal medyanın örgütleyici gücü; teknolojik determinist bakış açısını sahiplenen uluslararası ve ulusal medyanın “Facebook Devrimi”, “Twitter Devrimi” gibi başlıklar atarak sosyal medyayı toplumun birincil dönüştürücü gücü olarak nitelendirmesine yol açıyor. İran’da “Yeşil Devrim”, Kuzey Afrika’da “Arap Baharı”, ABD’de “Wall Street’i İşgal Et”, İspanya’da “Öfkeliler”, Türkiye’de...

Savaş Makinesi Olarak Yarabıçak (Selin ÖNEN)

Deleuze günümüz denetim toplumlarını, disiplin toplumlarından ayırmaktadır.  Foucault disiplin toplumlarının18. ve 19. yüzyıllarda bireyleri kapatıp kuşatan modern kurumlarıyla birlikte ayırt edildiğini belirtmiştir. Bu toplumlarda bireyler sürekli olarak bir kuşatma mekânından, diğerine (aile, okul, kışla, fabrika gibi) geçip duruyorlardı. Günümüzde ise artık disiplin bireyleri kapatıp kuşatmakla değil,  “serbestçe kayan denetim” ...

Yaz Biter Hissiyatı Kalır (Erdi İNCİ)

Bir kitabı okurken ağzınızda gerçekten bir tat kalması, vücudunuzda farklılıklar hissetmeniz çok garip değil mi? Hiç unutmam, Zoran Drvenkar’ın “Onlardan Biri” adlı romanındaki kan işeme sahnesi yüzünden bir süre tuvalete korka korka gitmiştim... Ama bu kez, hisler farklı. Bu kez, “Dedem Bir Kiraz Ağacı”nın Akdenizli yazarı, Hans Christian Andersen Ödülü sahibi Angela Nanetti’nin götürdüğü yere gidiyoruz. Ne zaman İtalyan edebiyatından bir kitap...

“Küçük Prens: Hiç Eskimeyen Bir Kitap/Her Daim Arkadaşımız” ( Mehmet ÖZÇATALOĞLU)

Bazı kitapları vardır. Yıllar geçer, yayıncılar değişir ama o kitaplar hiç değişmez. Çocukluk döneminizde okumuşsunuzdur. Hem de birçok defa okumuşsunuzdur. Yetişkinlikte de okumuşsunuzdur. Sonra belki çocuklarınıza da okutmuşsunuzdur. Bazı kitaplar böyledir işte, hiç eskimezler. Ve o kitaplardan biri hatta birincisi Exupery’nin Küçük Prens’idir. Her dönemde ve her defasında başka bir tat bırakır okurunda. Her defasında başka bir görünmeyeni gösterir. Hikâyeyi...

Düşlerinde Özgür Dünya! (Funda DEMİR)

Ne 9, ne yüreğimize kazınan 19, ne de 39…İnsan yaşı kaç olursa olsun düşleri kadar büyütüyor dünyayı. Sıkça sorarım kendime; başımıza gelen bütün bu şeyler dünyada olmamaktan daha iyi miydi gerçekten… İyidi derim, aklıma bir uçurtmanın peşine takılıp sokaklarca koştuğum gün gelince. Çok değil, biraz iyilik, biraz hayal gücü, bolca kahkaha yeter bir ömürü iyileştirmeye. Nasılsa kanıyoruz hepimiz.  Bazen unutuyoruz gülümsemeyi, yok sayıyoruz...