İslam Tarihinin Materyalizmi: Hikmet Kıvılcımlı’nın ‘Allah-Peygamber-Kitap’ı (Ahmet KALE)

1935 yılı. Dr. Hikmet Kıvılcımlı “kendi elimle kurup partiye (TKP) mal ettiğim” dediği Marksizm Bibliyoteği yayınevini kurmuş, parti adına yayınlara başlamıştır. Yayınevinin ilk kitabı Karl Marx’ın Gündelikçi İş ile Sermaye kitabının çevirisidir. Bu kitabın arkasında, yayımlanması planlanan eserlerin listesi vardır. Bu listede sırasıyla; “Din Tarihinin Materyalizmi”, “İslam Tarihinin Materyalizmi” ve “Osmanlı Tarihinin Materyalizmi” vardır. Bu...

Mercier'den Tabulara Dair Bir Roman (Başak BAYSALLI)

Romanlarında Pascal Mercier, adını kullanan yazarın gerçek adı, Peter Bieri. Felsefeci kimliğinin ardında yazdığı kitaplarında gerçek adını kullanan yazar, romanlarında Pascal Mercier adını tercih ediyor. Dil ve zihin felsefesi alanında çalışmasına rağmen romanlarında ahlak felsefesi etrafındaki temaları öne çıkarıyor. 2004 yılında yayımlanan, varoluş, yalnızlık, yabancılaşma gibi temaları birleştiren ve bireyin içinde bulunduğu durumu sorgulayan...

Denetim Altındaki Bedenler (Ömer İZGEÇ)

Özellikle son yıllarda sosyal medyanın yaygınlaşması, hayvan istismarının kullandığımız kozmetik ürünlerden yatağımızdaki yastığa, tabağımızdaki yemeğimizden içtiğimiz kahveye, giydiğimiz ayakkabıdaki deriden tükettiğimiz süte yaşantımızın bir parçası olduğunu daha görünür kıldı. Türümüzün bu dizgesel zulmü ülkemizde de son dönemlerde tartışılmaya başlandı. 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde paylaşımlar arttı, müşterek bir bilinç oluşturmaya teşne...

Galata Köprüsü’nde Bir Şair (Yonca Güneş YÜCEL)

Sema Kaygusuz’un ilk oyunu olan “Sultan ve Şair,” hatırladıklarımız ve unuttuklarımızla sanki belleğin oyununu oynuyor bize. Sultan ve Şair karşılaşması, belleğin tüm kırılganlığını anlatmak üzerine kurgulanmış. Zamandaki buğu, Galata Köprüsü üzerindeki deniz havasının rutubetine saklanarak bir sızı yaratıyor yürekte. Anlıyoruz ki, her şey mızrağını şairin göğsünde unuttuğunu söyleyen bir Sultan’la başlıyor. Sonrasında aynı Sultan “Endülüslü...

Macera Dolu Latin Amerika (Ersoy SOYDAN)

BirGün okuru olup da Latin Amerika'yı merak etmeyen yoktur herhalde. İnsan nasıl merak etmesin, Che orada, Castro orada, Marcos orada, Nikaragua'dan Bolivya'ya kadar verilmiş büyük devrimci mücadeleler orada. İşte sevgili hemşehrim Okan da, almış sırt çantasını ülke ülke gezmiş Latin Amerika'yı ve ortaya alternatif bir gezi rehberi çıkmış. İyi, kötü bende gezgin sayıldığım için sorarlar hep, hangi parayla geziyorsun diye. Vallahi cep delik cepken...

Şiddet’e Çözüme Katkı Sunacak Bir Kitap (Mehmet ÖZÇATALOĞLU)

Farkında mıydınız bilemiyorum fakat değilseniz de ben söylemiş olayım 25 Kasım, “Kadına Karşı Şiddete Hayır” günüydü. Her yıl bir çok ülkede ve de ülkemizde şiddete karşı, yaşanan şiddete dikkat çekmeye yönelik etkinlikler gerçekleştirilir. Ve genel olarak, ülkemizde tam da bugün şiddete maruz kalan kadın sayısı diğer günlere oranla artış gösterir. (En azından televizyon kanalları, gazeteler o gün daha dikkatli davranarak şiddeti haberleştirdikleri...

Vücudumuzdaki Evren (Selcan KARABULUT)

Uzayın bir bölgesi ile diğer bölgesi aynı miktarda yıldız ve gökadası barındırıyor. Bu durumu açıklamak için uzmanlar Büyük Patlama modelini ileri sürüyor. Büyük Patlama modeline göre evren ilk önce bir noktada birikmiş aşırı yoğun ve sıcak bir enerji topu idi. Aniden ve kısa zamanda genişleyerek önce elektronları, protonları sonra atomları ve en nihayetinde gökcisimlerini oluşturdu. Dünyanın öyküsü, Büyük Patlama ile 13,7 milyar yıl önce başladı....

"Hayatiyet boğucu buyrukları aşar. Ferman padişahın, parklar bizimdir." (Tarık Günersel ile Söyleşi: İsmail BİÇER)

Tarık Günersel, şiirimizin çok yönlü ve özgün isimlerinden biri. Şiire ‘poetik’ pencereden bakanlar, onun şiirini ‘denyesel şiir’ olarak adlandırsa da, şiire ‘biçim’ açısından getirdiği yenilik tam da şiirin ruhuna uygun bir durum. Günersel’in şiirleri başkasının şiirleriyle asla benzerlik göstermiyor. Şiirlerindeki bu farklılığın temellerinde sinema, tiyatro, müzik, çeviri ve öykü yazarlığının kuşkusuz büyük izleri bulunuyor. “Dünya Uygarlığı...

Hey, Çocukların Hakları Var! (Ezgi BERK)

20 Kasım, yılda bir gün çocukları hatırladığımız tarih. Hadi gelin, birlikte bugünün geçmişine küçük bir yolculuk yapalım ve bu konuda yazılmış kitapların birkaçına göz atalım. Dünya üzerinde yaşayan bütün çocukların sahip olduğu haklar var. Mirleşmiş Milletler 1989 yılında Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni hazırlamış ve Türkiye bu anlaşmayı 1990 yılında kabul etmiş, 1995 yılında da onaylamış. Böylece Türkiye, anlaşmadaki maddeleri uygun bulduğunu...

Bilinmeyen Hep Merak Edilir (Leyla Ruhan Okyay ile Söyleşi: Çilem HÖKELEK)

Öykü kitaplarında gösterişli, biçimci yaklaşımlardan çok, içeriksel zenginliğe yönelen, dokunaklı insanlık hâllerini sade, yalın ama derinlikli bir anlatımla okuyucularla bulşuşturan Leyla Ruhan Okyay, bu sefer bir ilk gençlik romanıyla karşımızda. Yazarımızla yeni kitabı hakkında görüştük. Sahil kasabası Silivri’de başlayan, İstanbul’da bir yatılı okulda devam eden ve Avrupa’nın pek çok kentine açılan yolculuklarla, birçok mekânı bir araya getiren,...

Akışın Biçimine Bir Müdahale (Onur AKYIL)

Dergilerden ve 2008’de Mayıs Yayınlarından çıkan kitabı ‘Kül Falı’ndan tanıdığımız Halil İbrahim Özbay’ın ikinci kitabı ‘Elmanın İlk Anlamı’, Nisan 2012’de Yeniyazı Yayınları’nca okurla buluşturuldu. Onca yoğunluğun arasında kitabı biraz geç okumuş olmak benim ayıbım olsun. Ancak şiirin her daim bir zamansızlık uğraşı olduğu, zamanı kıran / aşan bir uğraş olduğu da göz önüne alınacak olursa, ‘geç okumuş’ olmanın nihayet itibariyle hiç okumamış...

Mavi Kanat'ın Kızılderili Çadırı (Engin AKDENİZ)

Büyük kentlerin koşulları insanları doğadan hızla uzaklaştırıyor. Yaşamlarımızda binalara/yollara/araçlara yer açabilmenin bedelini doğaya ödetiyoruz. Doğa dile gelip bu kıyımlara isyan edemiyor elbette. Dile gelmek insana özgü. Ancak doğayı yok ederken kendi yaşamını da yok ettiğinin farkına varmayan/varamayan insanoğlunu kendi bildiğince uyarmaya çalışmadığını söyleyebilir miyiz? Güzel olan da bu uyarılara kulak veren bilinçli bir kesimin özellikle...

Mavi Gözler Siyah Saçlar: Büyük Saptırma (Ozan Utku AKGÜN)

Kadının ve erkeğin kaybolduğu bir an vardır, kimliksel olarak değil, saptırılmış biçimde. Duras'taki aksiom budur. Yazarın yalan söylediğini, yazının kestirmeden giderek imkânsız bir manzarayı kurar gibi yaptığını (aslında işlerin böyle olmadığını) falan söylediğimizde Mavi Gözler Siyah Saçlar denen kitaptan hızla uzaklaşırız. Sanırım Duras kitaplarını okumanın en kolay yolu Duras'ın bir despot olduğunu akıldan çıkarmamaktır; asla bir meseleyi...

Oates'in Acı Ülkesi (Şamil YILMAZ)

Joyce Carol Oates’in Acı Ülke’sindeki Bacaksız adlı uzun öykü şöyle başlıyor: “Nasıl karşılaştığımızı merak ediyorsunuz. Bizim gibi insanların.” Konuşan Jane Erdley adında genç bir kadın. Bir kütüphanede çalışıyor. “Bizim gibi insanlar” dediği, bedenlerin ve arzuların kabul görmüş konvansiyonel biçimleri dışında var olanlar. Jane Erdley’nin bacakları yok. Çocuk denebilecek yaşta geçirdiği bir kaza sonrasında iki bacağı da “dizlerinin üzerinden”...

Saklananlar ve Söylenenler: Türk Romanında LGBT Kimliklerin Yol İzleri (Remzi ALTUNPOLAT)

Edebiyat tarihçileri, tarihin en eski yazılı destanı Gılgamış’ın, aynı zamanda hemcinsler arasında aşk ve arzuyu “erkek dostluğu” çerçevesinde ele alan ilk metin olduğunu söylerler. Destanın kahramanları Gılgamış ve Enkidu arasında açıkça cinsel yakınlaşmaya dair tasvirler yoksa da duygusal bir bağlanmanın varlığına dair göndermeler bulunmaktadır. Kadim Yunan’ın büyük ozanı Homeros’un Batı edebiyatının temel kaynakları sayılan İlyada ve Odysseia...

Kuir Düş'ün (Melike UZUN)

Kuir [ing: Queer] ekseninde yayınlanacak kitaplar dizisi için Düş’ün isabetli bir kavram. Çünkü kuir kurallar ve mantık silsilesi içinde geliştirilen bir disiplin olmaktan çok, yolu “düş”e çıkan bir bakış. Sel Yayınları’nın kuir dizisi biraz da bu yüzden olsa gerek “Queer Düş’ün” adıyla çıkıyor. Şimdiye kadar üç kitap çıktı bu diziden ve üçü de kuiri farklı yönlerden kavramamızı sağlayacak türden. “Queer Tahayyül”, makalelerden oluşan bir derleme....

Kuir Teori ve Edebiyat (Şükrü KELEŞ)

Kuir [ing: Queer] teorinin ne olduğunu söylemek epey çetrefilli bir iş. Onu ilginç kılan reddettiği düşünme kalıpları üzerinden teoriyi anlamaya çalışıyor oluşumuz. Bu nedenle teorinin neliği üzerine söylenecek her söz, neye karşı olduğu ile yer değiştiriyor. Teorinin ilginçliği de buradan geliyor biraz, yani yerleştiği muhalif konumu sıkı sıkıya sahiplenip normali oluşturan her tür ana akım düşünme biçimini zehir zemberek eleştirmesinden. 1980’lerde...