Almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dedektif Kayankaya öksüz kaldı (Sanem YARDIMCI)


Dedektif Kayankaya karakterinin yaratıcısı, polisiye ve tiyatro oyunu yazarı Jakob Arjouni kırk sekiz yaşında hayatını kaybetti. Can Yayınları’ndan Türkçede üç kitabı yayınlanan Arjouni, kendisine mahlas olarak Fas kökenli ilk eşinin soyadını seçmişti.

Dedektif Kayankaya serisinin ilk kitabı “İyi ki Doğdun Türk” 1986 yılında yayınlandı, 1991’de Dorris Dörrie tarafından filme çekildi, Dilek Zaptçıoğlu’nun çevirisiyle 1993’te Türkiyeli okura sunuldu. Alman bir ailenin evlatlık edindiği, Türkçeyi çok bilmeyen ama görünüşüyle ırkçıların gözünden kaçmayan Kayankaya karakteri, maruz kaldığı ırkçılıkla ironiyle başa çıkan, Frankfurt’un arka sokaklarında oyunu kurallarına göre oynayan bir dedektif. Klişeleri zorlayan Kayankaya serisinin beşinci ve son kitabı “Bruder Kemal” (Kardeş Kemal) Ağustos 2012’de yayınlandı.

Yarattığı karakter gibi uzun süre Türk kökenli olduğu zannedilen Arjouni, romanlarında alaycı bir dille toplumsal ve politik meseleleri ele aldı.

Ayrımcılık Karşıtı “Bisim Ev” (Sanem YARDIMCI)

Hikâyeler, anlatılar, değerlerin ve toplumsal normların taşıyıcılarıdır. Çocuk hikâyelerinin dayanışma, dostluk ve eşitlik gibi normlar ekseninde yazılması tesadüf değildir. Bunun yanı sıra aynı hikâyelerin işaret ettikleri yazılmamış toplumsal normlar da mevcuttur. Çocuk kitaplarında bir kız çocuğunun tır şoförü olmak istemesi nadir rastlanacak bir örnektir ya da annesi olmayan ama bunun yerine iki tane babası olan bir çocuk.

“Ayrımcılık Karşıtı Gelecek” isimli projenin yürütücüleri bu düşünceden hareketle kendi ifadeleriyle “normatif olmayan” kitaplar basıyorlar. Başlangıçta sadece bir kitap oluşturma fikri ile yola çıkan grup daha sonra NoNo isimli yayınevini kurdu. Yayınevi “normatif olmayan” kitapları, cinsel kimliklerin çok yönlü olarak temsil edildiği, toplumun kenarında kalmışların hikâyelerinin de anlatıldığı metinler olarak tanımlıyor.

2010’da Almanca olarak yayınlanan  “Bisim Ev”, bu yıl içinde Türkçeye de çevrildi. Türkçe kitaba internet üzerinden de ulaşılabilir. http://afutureproject.nono-verlag.de/Bisim%20Ev.pdf

Gazetelerin Geleceği Tartışması (Sanem YARDIMCI)

Akıllı telefonlar, tablet bilgisayarlar gazetelerin sonunu mu getiriyor? İnternet haberciliğinin ve sosyal paylaşım sitelerinin gündem üzerinde her geçen daha çok etki etmeye başlaması, gazeteleri bir gün tamamen gereksiz mi kılacak? Almanya’da “Financial Times Deutschland”ın artık yayınlanmayacağı haberine, sosyal demokrat “Frankfurter Rundschau”nun iflası eklenince, internet çağında yayıncılık ve basılı kâğıdın geleceği çeşitli gazetelerde ve internet sitelerinde tartışma konusu oldu.

Tartışmaya basılı gazete tarafından yaklaşanların temel argümanları, ancak basılı yayınlarında kaliteli haberciliğin mümkün olduğu düşüncesi ve internet yayıncılığındaki Amazon, Google gibi büyük şirketlerin belirleyiciliği oldu. Haftalık yayınlanan bilinçli okurun gazetelere sahip çıkacaklarına dair inancı, yavru köpek fotoğrafı ile görsel hale getirmeyi seçen “Die Zeit” gazetesi, geçtiğimiz haftanın manşetini bu konuya ayırdı. “Frankfurter Algemeine Zeitung”tan Frank Schirrmacher ise, geçtiğimiz yıllarda e-kitap okuyucularının telif hakları sorunu nedeniyle bir gecede, satın aldıkları kitapları kaybetmeleri gibi örnekler üzerinden, basılı yayınların hâlâ önemli olduklarının altını çiziyordu. Google ve Amazon gibi büyük şirketlerin Silikon Vadisi kapitalizminin, haber alma özgürlüğüne ket vurmasına izin verilmemesini salık veridi. Schirrmacher’in yazısı, büyük yayınevi patronlarının haber alma özgürlüğü konusunda nerede durduklarını dair soruları yanıtsız bırakırken, Frankfurter Rundschau’nun eski redaktörü Wolfgang Storz, “die Tageszeitung” gazetesinde, gazetelerin demokrasinin önemli bir unsuru olduğu ve dolayısıyla devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini dile getirdi.

Devlet desteğinde gazeteciliğin, ne anlama geldiğini iyi bilen Türkiyeli okuru gülümsetecek bu yorumlara karşılık, uzun süredir Almanya’da elitist gazetecilerin, kapitalizm ve tekelcilik argümanlarına sığınmalarını gülünç bulan yorumlar da tartışmada yerini aldı. Bu çerçevede dikkate değer yorumlar yapan Stefan Niggemeier kendi blogunda yavru köpek masumiyetine sığınan kaliteli gazeteciliği masaya yatırdı. Uzun süredir sadece ajans haberlerini yayınlamaya yönelen gazeteciliği bitirenin tek başına internet olmadığını vurguladı. Thomas Knüwer, medya üzerine değerlendirmelerine yer verdiği blogunda, kaliteli gazeteciliğin sadece basılı yayınla mümkün olacağı düşüncesine karşı çıktı. Knüwer, klasik medyanın üst düzey temsilcilerinin son dönemde yaptıkları işlerle geçer not almaktan uzak oldukları tespitine yer verdi.

Alman Kitap Ödülü Ursula Krechel’in (Sanem YARDIMCI)

Alman Kitap Ödülü, 2005 yılından beri “Almanca yazılmış en iyi roman” dalında Ekim ayında Frankfurt Kitap Fuarı başlamadan önce verilir. Alman Kitap Ödülü’nün her yıl değişen jürisinde, iki yazar, dört edebiyat eleştirmeni ve bir yayınevi sahibi yer alır. 25.000 avro tutarındaki ödül, yeni sayılabilecek bir ödül olmasına rağmen, Almanya’da edebiyat alanında verilen ödüller arasında önemli bir yer edinmiştir.

Bugüne dek, Türkiye’de de tanınan Uwe Timm, Katherine Hacker gibi yazarların da aldığı ödül, 2012 yılında Ursula Krechel’e verildi. 1947 yılında Trier şehrinde doğan Ursula Krechel, Almanya’da şair ve deneme yazarı olarak tanınıyordu. Alman Edebiyatı, tiyatro ve sanat tarihi eğitimi aldıktan sonra, tiyatro projeleri gerçekleştirdi ve üniversitelerde çok sayıda ders verdi. 2008 yılında yayınlanan ilk romanıyla (Shanghai fern von wo )çok sayıda ödül aldı.

İkinci romanı Landgericht (Eyalet Mahkemesi) bu Ağustos’ta yayınlandı ve Ekim ayında Alman Kitap Ödülü’ne layık bulundu. İlk romanında olduğu gibi yine bir göç hikayesi anlatan Krechel, bu kez Yahudi hakim Richard Kornitzer’i romanının baş kişisi yaptı. 1903 yılında doğan Kornitzer, Weimar Cumhuriyeti döneminde hakimlik yaparken, Nazilerin iktidara gelmesiyle zorla emekli edilmiş, çocuklarının İngiltere’ye kaçmalarını sağladıktan sonra, 1939’da Küba’ya göç etmiş. Krechel’in romanı, 1948’de yeniden doğduğu topraklara dönen Kornitzer’in, savaş sonrası Almanya’da yaşadıklarını mercek altına alıyor.