Sadece Feministler Değil, Özgürlükler Savunmaya Çekiliyor (Pınar SELEK)

Avrupa’nın pek çok kentinde diğer adı faşizm olan “aşırı sağcı” ahtapot, kollarını her yere vuruyor: kadınlara, eşcinsellere, yabancılara, işçilere, çocuklara... İslamofobi, dikkati hep Müslüman ülkelere çekerek, Avrupa’da, aslında hep var olan, şimdilerde atağa geçen gericiliğin zamanında fark edilmesini engelledi. Oysa on yıllardır neo-liberalizmin diğer yüzü olan yeni-muhafazakarlık, farklı kültürel ve dinsel bağlamlara uyum sağlayarak, büyük mücadelelerle elde edilmiş hak ve özgürlükleri tek tek kaldırmakla meşguldü. On yıldır Avrupa Birliği...

Feminist Süreli Yayınlar Üzerine Kısa Bir Sohbet (Özlem Çelik ve Demet Gülçiçek ile Söyleşi: Yasemin AKİS)

Yasemin Akis, Feminist Politika Dergisinden, Sosyalist Feminist Kolektif üyesi Özlem Çelik ve Amargi Dergisinin "Mutfak"ından Demet Gülçiçek ile feminist süreli yayınlar üzerine röportaj yaptı. Hem Amargi, hem Feminist Politika dergisi feminist hareketin farklı kollarından beslenerek doğdular, bu nedenle ve de yılların birikimiyle süreli yayın dünyasında çok ayrı bir yerde duruyorlar. Kısaca süreli yayın serüveninizin nasıl başladığını anlatabilir...

Kadının Beyanı Neye Esastır, Neden Esastır? (Candan DUMRUL)

 “Kadının Beyanı Esastır” bir usul ilkesi mi yoksa esasa dair bir karine mi? sorusu son günlerin önemli tartışma başlıklarından birisi. Bu yazı, söz konusu tartışmaya, erkek egemen hukuk sistemi içindeki yargılama pratiklerinden yol çıkarak ufak bir katkıda bulunma çabasından ibarettir. Pek çok feminist için, ilke hem usul hem esas bakımından belirleyicidir. Çünkü taciz/tecavüz suçları, erkek egemen sistem içinde, sıradan adi suçlar olmayıp,...

Uyuyan Kadınlar (Janet BARIŞ)

Öteki olmanın kadın hali toplumsal normların dayattığından daha öteye geçmeye çalıştığında çarptığın duvarlara denk düşer. Sıklıkla kullanmaktan tersyüz olmuş, gitgide gerçek anlamını kaybetmeye yüz tutan ‘öteki’ kelimesi de bu yüzden artık sadece toplum içerisinde kadın ya da ‘farklı’ olmayı karşılamıyor. Öteki kelimesinin de aşan şeyler var. Kadın olmayı, azınlık olmayı, sosyalist olmayı, entelektüel olmayı, ateist olmayı kapsamaya çalıştığında...

Bu mücadelenin Bir Parçası: Kadın Kadına Öykü Yarışması (Burcu ERSOY*)

Bu dünyada yaşamak, birey olma hakları gasp edilen, özgürlüğü elinden alınmaya çalışılan kadınlar için, doğumundan ölümüne kadar var olma mücadelesidir. Bu toplumda, Türk, Sünni olan egemenin belirlediği tanımıyla sağlıklı, zengin, heteroseksüel ve erkek olmayan herkes, var olma mücadelesinin ne demek olduğunu bilir. Toplumun normları karşısında yer alarak var olmaya çalışmak, hiç bitmeyen bir mücadeledir. Bazıları bu mücadelede sesini yükseltir...

Anlatılan Senin Hikâyendir Ya Da Hikâyenin Bir Kısmı (Sanem YARDIMCI)

Biyografi okumak, tarih kitaplarının anlattıklarını bir kişinin ekseninde yeniden elle tutulur hale getirir, kocaman tarih anlatılarının birebir insanların yaşamlarında neye tekabül ettiğine dair bir fikir verir. Hele ki biyografinin konusu Ulrike Meinhof olduğunda; yetim olmanın, kadın olmanın, muhalif olmanın, anne olmanın, ünlü bir gazeteci, editör, film yapımcısı olmanın, tüm bunları elinin tersiyle itip gerilla olmanın, bir numaralı devlet...

Kalmakla Gitmek Arasında (Başak BAYSALLI)

Mekânların üzerimizde bıraktığı etki çoğu zaman anlaşılmazdır. Bir yandan bağlanırken, bir yandan da kaçarcasına uzaklaşmak isteriz bulunduğumuz şehirden, sokaktan, evden, sevdiğimiz insanlardan… Hissettiklerimizden izler bırakırken yaşadığımız yerlere ve yeni eşyalara yeni anlamlar yüklerken her şeyi bırakıp gitmek de isteriz aslında. Kalmak ve gitmek arasında kuruludur düzen. Ve bu “düzenli bir yaşam” adı verilen koşuşturmacanın ortasında sıradan...

Anlatıyı Yeniden Biçimlendirmek (Onur KOÇYİĞİT)

Bir yazarın ilk kitabı hakkında, hele ki bu kitap öykü kitabıysa, yazmak zordur. Ne dediğine her zamankinden daha çok dikkat etmek, bazı bazı biraz daha fazla düşünmek ve hep umutla devam ettirmek gerekir yazıyı. Memleketimizin matbuatla ilişkisini göz önünde bulundurursak eğer, bu söylediklerim pek geçerli olmayabilir, zira “Bir/kaç kitabım yayınlandı” cümlesi artık beni hiç heyecanlandırmıyor. Bir yazarı ise bu cümleyi kurma hayali dahi -en azından...

Hikâyesini Yitiren Edebiyat (Aysun KARA)

Meksikalı devrimci yazar Carlos Fuentes bir denemesinde, “Latin Amerika’daki gerçek hayat edebiyattan ilginçtir, gerçek olaylar bütün kurgusal öykülerden daha edebidir,” der.  Yaşadığımız coğrafyadan Fuentes' in sözlerini doğrulayacak pek çok örnek verilebilir. Latin Amerikalı yazarların halk kültüründen yola çıkarak çok sesli bir yapı kurdukları öyküleri, romanları ilgiyle okuyoruz da kendi yazarlarımızın ana dilimizin olanca varsıllığıyla...

İmge Yaratmak ve Bozmak (Murat ÖZBEK)

Resim, söz, yazı ve edimin hayatımızda işgal ettikleri yer binlerce yıldır sorgulanır. Bu kavramların hayatımızda yer işgal etmesine izin vermemizle talebimizi de dile getirmiş oluruz. Konumlarını belirledikten sonra muhayyilemizi tasvir etmelerini talep ederiz bu kavramlardan. Örneğin, Edip Cansever “Masa da masaymış ha” şiirinde sözün yazıya aktarılmasının ardından büyük resme ulaşmayı amaçlar. Sayıp dökme yoluyla farklı imajları bir araya getirerek...

Yüzyıllık Barbarlık (Tevfik KALKAN)

Bir süredir tarih neden yazılır diye düşünüyorum. 1980’li yıllarda ortaokul öğrencisiydim ve o zamanlar dersimizin adı milli tarih idi. Bugün bana öyle geliyor ki dersin adı o günkü haliyle çok daha dürüsttü. MEB bu zamanla, dersin –içeriğine dokunmadan- adından milli ibaresini kaldırdı. Bertrand Russell’ın tarih üzerine çok bilinen sözlerini bir kez daha hatırlayalım: “Okullarda okutulan tarih kitaplarının o ülkenin tarihçileri tarafından değil,...