“Yaz Allahın Belası, Yaz” (Murat ÖZBEK)

Novella eserlerin etkileyiciliği ilk satırdan başlayarak okuyucunun o yaşına dek hayatına etki etmiş tüm kitapları, olayları çağrıştırmasında yatar. Bunun nedeni de salt bir olayı ya da durumu az sözcükle alabildiğine geniş bir yelpazede sunma çabasından kaynaklanıyor olsa gerek. Bu çaba okuyucuya sınırsız bir hayal dünyası sunar. James Joyce’un Giacomo Joyce isimli romanı da böyle bir etkiyle okuyucuyu kuşatıyor. Giacomo’nun kendinden yaşça genç...

Sansüre Karşı Karamizah (Barışcan DEMİR)

Sansürün içinde, sansüre rağmen açığa çıkan bir edebiyattır Bulgakov’unki. Hatta tıpkı Zamyatin’in edebiyatı gibi Bulgakov’un özgün dilininin de sansür sayesinde ortaya çıktığı söylenebilir. Sovyet sansürü Walter Benjamin’in Moskova Günlüğü’nde değindiği gibi, devrimci olduğu için “yeni” olarak ortaya çıkan kültürün, yeni olmasından dolayı tarihsiz oluşu ile, kendi tarihini barındıran burjuva kültürünü kapsamaya çalışması sırasında açığa çıkan...

Kitaplarla Örülen Kaderler (Merve TOKGÖZ)

Arjantinli yazar Carlos Maria Dominguez’in dünya çapında yirmi dile çevrilen novellası Kâğıt Ev, Türkiyeli okurlarla henüz buluştu. Jaguar Kitap sayesinde ve Seda Ersavcı’nın çevirisi ile Ocak ayından itibaren raflardaki yerini aldı. E-kitapların, PDF’lerin, sanal kütüphane ve kitap depolama programlarının hızla yaygınlaştığı böylesi bir zamanda Kâğıt Ev matbunun, mürekkebin, sert ciltlerin, kütüphanelerin ve bunlara değer veren tutkulu insanların...

Hukuk ve İşlemezlik: Yazmayan Yazman (Abdurrahman AYDIN)

Milan Kundera, Kafka’nın edebiyatında, suçunu arayan cezanın söz konusu edildiği görüşündedir. Kısmi bir doğruluk payı içermekle birlikte, fazlasıyla basitleştirici bir yaklaşımdır bu. Birey merkezcilikle, neredeyse her öznenin kendisini etkin evrenselliğin biricik ölçütü olarak sunması biçimindeki modernist ideolojiyle malûl okumalar, son demde, birer söylem olarak kendi biricikliklerinin peşinde koşacak ve her şeyin merkezine taşralı adamı koyarak...

Yayınevlerine Sorduk

Novellanın yayınevleri nezdinde nasıl bir yeri olduğunu, novellanın gelişimini nasıl değerlendirdiklerini merak ettik. Onlara sorduğumuz soruya aldığımız yanıtları aşağıda okuyabilirsiniz.“Son yıllarda Türkiye'de bir novella patlaması yaşanıyor desek yeridir. Bunun bir yandan hızlı üretimle, çağın koşullarıyla ilgisi olduğunu düşünülebilirse de, öte yandan novella türünün kendisine has imkanlarının henüz yeterince keşfedilmemiş olmasıyla ilgili...

Novella Nedir? (Fethiye ÖZSOY)

Bazen yüzlerce sayfa uzunluğunda bir romanının karmaşık ve dağınık yapısı okurunu ondan uzaklaştırırken kısa bir öykü ise onun okuma tutkusunu tatmin etmede yetersiz kalır. Bu noktada edebiyatseverlerin kurtarıcısı olarak ismini son dönemde daha da fazla duyduğumuz novellalar karşımıza çıkar. Yazınsal kısa öykünün geçmişten günümüze uzanan yolculuğunda gelişmesini sağlayan birçok türün olduğunu söylemek mümkün. İşte bu türlerden birisi de romana...

Tarihle Söyleşmek Gerek (Dinçer DEMİRKENT)

Anı yazarlığı, yazarın geleceğe bırakmaya değer bir eseri olduğunu düşünmesiyle başlar. 2000’lerin başından itibaren birçok anı yayımlandı. Alışık olduğumuz bürokrat, bilim insanı, edebiyatçı ya da yüksek siyasetten gelme bildik kişiliklerin değil, 1960’ların sonunda devrimci gençlik mücadelesinde yer alan kuşağın anıları. Kendi yaşamlarını devrimci bir pratik ile gündelik olandan koparmış, gündelik hayatı dönüştürmek için ‘devrim’e adanmış hayatların...

Çelik İşçileri (Zafer AYDIN)

Can Şafak; Haydarpaşa Sendikası,  1971 Cam Grevleri ve Büyük Grev’den  sonra Çelik İşçileri kitabıyla emek tarihine ilişkin monografiler serisine yeni bir halka daha ekledi. Sosyal Tarih Yayınları’ndan çıkan kitabında Can Şafak, 1965’den 1980’e kadar  Karadeniz’in şirin bölgesi Ereğli’de kurulu Ereğli Demir ve  Çelik Fabrikaları (Erdemir)’nda  içinde solun, devletin, sendikaların ve sermayenin yer aldığı uzun metrajlı bir...

Gerçeklerin romanı: Sınırlar Ülkesinde (Tolga ARAS)

Sınır, bazen iyi anlamda kullanılsa da çoğunlukla uç çağrışımı yapıyor. Bu nedenle gözden uzaklık, kenara itilmişlik ve biraz da öfke kokuyor. Birilerinin masa başına çöküp çizdiği, araya “güvenli bölgeler” yerleştirdiği, kimi zaman kapatıp kimi zaman açtığı sınır, karşınızdakini anlamayı da zorlaştırıyor. Nadiren tersi de geçerli bu durumun. Sherko Fatah, çok uzun zamandır hem gerçeklik hem de kavram olan sınır üzerine düşünen bir romancı. Zaten...

Sirenlerin Sesi (Yalçın HAFÇI)

Üniversite yollarındayken kantinde oldukça ateşli siyasal tartışmalar yapardık. Okuduğumuz kitaplar üzerinden toy bir heyecanla birbirimizi sınardık. Bir arkadaş istikrarlı bir biçimde hep kinik bir tavır içerisinde olurdu. Her şeyden, en başta da insandan umudunu kesmişti. Biz de bir seferinde ona şakayla karışık bir kızgınlık içinde “insandan umudumuzu kestiysek uzaylılardan medet umalım” demiştik. O da hazır cevap bir gülümsemeyle “insan onları...

Ölümü Sorgulayan Bir Polisiye (Serap ÇAKIR)

“Günün birinde bir adam yol ortasında öldürüldü.” Mükemmel Katilin Peşinde’nin başlangıç cümlesi bu. İnsanı hemen hikâyenin içine çeken cinsten. Neden öldürüldü, kimdi, nerede öldürüldü ve kim öldürdü onu? Meraklandıran ve size yol göstermesini istediğiniz satırlara uzanan o kilit cümlelerden. Ve bu cümlenin hemen ardından gelen diğerleri, neredeyse noktasız, virgüllerle birbirine bağlanıyor. Az nokta ve çokça virgül. Sanki yazar, nokta koyarsa...

Dersim, Devrimcilerin Kâbe’sidir (Cem Uğur ile Söyleşi: Melike UZUN)

Barbarlar Zamanı, Cem Uğur’un ilk romanı. Cem Uğur ilk romanında Dersim’i mekân tutmuş. Yazar, temel olay örgüsünü ölen /öldürülen arkadaşının izini süren kahramana dayandırsa da romanın dokusunu Dersim felaketi üzerine kurup barbarlığın uzun ve sonlanmayan  tarihini anlatıyor.  Cem Uğur’la ilk romanı Barbarlar Zamanı üzerine konuştuk. Kitabınızın bölüm başlarında 38’de harekâta katılmış devletlûların anılarından alıntılar var. Bir alıntıda...

Hırsızlık Büyük Burjuvazinin Fıtratında Var (Hüsnü Arkan ile Söyleşi: Onur ÇALI)

Bu yılın Orhan Kemal Roman Ödülü’ne Hüsnü Arkan’ın son kitabı Hırsız ve Burjuva değer görüldü. Jüri, ödül gerekçesi olarak “Türkiye’nin son yıllarının bir resmini çizerken, yaşadığımız sosyal ortamın yarattığı bireyleri ve bugün gelinen noktanın 12 Eylül’ün eseri olduğunu yetkinlikle anlattığı için” notunu düşmüş. Hüsnü Arkan ile hem ödülü hem de ülkenin halini konuştuk…Öncelikle tebrikler. Jüriye katılıyor musun, yaşadığımız günleri hâlâ 12 Eylül’ün...

Direnişi Fısıldayan Öyküler (Özgür ÇAKIR)

Bir konu ve/veya öykü sizi alıp başka dünyalara taşıyorsa, devamını yazdırıyorsa öyküdür… Okumanın tadına doyulmaz.Türker Ayyıldız, adından başlayarak incecik bir merak çizgisinde örüyor öykülerini. Çok bilinen, dilden dile gezen bir sözcük değil şikeste. Hemen sözlüğe sarılmak istiyorsunuz… Ama gelin önce öyküleri okuyalım, çünkü sözlükteki anlamlara yeni bir katkı yapılması gerekecek.Anlatılan sizin de hikâyenizdir biraz da…Sabah işe giderken,...

Güneşi Beklerken (Ayşegül TÖZEREN)

Mahir Ünsal Eriş, Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde ve Olduğu Kadar Güzeldik isimli öykü kitaplarıyla yaşamın kıyısındakileri edebiyata taşıyan yazarlar arasında yer aldı. Eriş, İstanbul dışını, Bandırma’yı, Erdek’i konu ederken, piyasanın istediği “taşra edebiyatı”nı üretmedi. Sınıfsal bir bakışla, kentin görünmezlerine, emekçilerine, yoksullarına, yeniklerine öykü karakterlerinde can verdi. Bu yüzden öyküleri ne okurunu eğlendirdi, ne de adından...