Yapıtın Anahtarını Sunan Eleştirmen: Nurdan Gürbilek (Sibel DOĞAN)

Nurdan Gürbilek,  “Her yazar etkilendiği yapıta kendi kapısından girer,” der.  Bazıları da o kapının anahtarını sunar okura, Gürbilek gibi. Edebiyatımızda eleştiri denince aklımıza gelen ilk isimlerden biri olsa da yazılarını denemeye daha yakın bulanlar da var. Nurdan Gürbilek, incelemelerinde egemen edebiyat anlayışına göre doğru ve yanlışları sıralamak yerine bilindik düşünme biçimlerini değiştirip yeni biçimler deniyor. Yazılarında...

Jale Parla Eleştirisinde 'Yazar Bunalımı' ve Kimlik (Yasemin YILMAZ)

 "Direnişin başkalaşım yoluyla gerçekleştirildiği bir distopya coğrafyasında iktidarı çileden çıkarmanın en iyi yolu tam da budur." Jale Parla'nın yazarın başkalaşım sürecini ve sancılarını incelediği Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım kitabının dördüncü bölümü bu cümleyle biter. Hasan Ali Toptaş'ın Bin Hüzünlü Haz romanının incelendiği bölümde 1990 sonrası edebiyatta yazma eyleminin başlı başına bir başkalaşım olduğu, kalıcılık ve evrensellik...

Olgucu Eleştirinin İzinde (Tunay DEVRİM)

Eleştirinin tarihine göz attığımızda iki temel eğilimden söz edilebilir. Bunların ilki biçim ve öz bakımından çağın ya da eleştirmenin bağlı bulunduğu akımın gerektirdiği kurallara göre yapılan “kuralcı eleştiri” diğeri ise kuralcı eleştirinin ötesinde yapıt ile ortaya çıktığı toplum arasındaki bağıntıları araştıran, yazara ve topluma dönük derin çözümlemeler ortaya koyan  “olgucu eleştiri”dir. Türkiye’de halen eleştirinin varlık sorunu yaşadığı...

Edebiyatımızda Eleştirinin Serüveni (Kevser PEKER)

Kimse yoktur ki ortaya koyduğu eser hakkında başkalarının düşüncelerine ihtiyaç duymasın. Eğer bir eser oluşturulup belli bir topluluğa sunulmuşsa o artık yaratıcısıyla sınırlı kalmaz, ona ulaşan herkesle bir bağ kurar. Kurduğumuz bu bağlar neticesinde ise o eser üzerinde söz söyleme ihtiyacı hissederiz. İşte tam da burada “eleştiri” devreye girer. Hayatımızın her alanında olan eleştiri, edebiyatta kendini bir eserin kişisel zevklere veya belli...

B’eleştiri Düşmanı Eleştirmen: Hüseyin Cöntürk (Ersun ÇIPLAK)

 Ülkemizde güncel edebiyat eleştirisi, “gastelerde” tek ölçütü köşe sahibinin beğenisi olarak yapılageldiği sürece, bu, eleştiri değil, b’eleştiri olmaya devam eder. Dahası, Doğan Hızlan’ın yaptığı gibi, kimilerinin yeterince düşünmeksizin öne sürmüş olduğu, ‘modern klasik’ gibi bazı kavramları gerekçe göstermeksizin alkışlamak ise b’eleştiri olarak tanımladığım durum için bir örnektir. Konunun bu kısmıyla ilgili şu an fazlaca konuşmanın lüzumu...

‘Bilim Tarihi’nin Tarihi Üzerine (Umut MORKOÇ)

Tarih söz konusu olduğunda, bir anlatı olarak karşımızda duran şey ile bu anlatının aktardığı şey arasında, dinleyici olarak bizlerin aşamayacağı bir bariyer bulunur. Bu bariyerin en önemli ayağı akıp gitmiş olan zamandır; ancak karşımızdaki yegâne engel geri döndürülemez olan zaman değil, geçen zamana dair her bir anlatının bu zamanı yeniden kurmasıdır. Bu sebeple tarih sürekli yazılmaya devam eder. Bu etkinlik sırasında başvurulan kaynaklar,...

Thomas Kuhn: Bilimsel Devrimlerin Yapısı ve Sonrası (Erkan BOZKURT)

Bilim tarihi, kanıksanmış birçok bilimsel inancın veya kuramın terk edilip yerlerine yeni ve kimi zaman öncekilerle taban tabana zıt olanların kabul gördüğü dönemlere şahitlik etmiştir. Bu tür değişim dönemleri, bilim tarihçileri tarafından sıklıkla “devrim” olarak nitelendirilir. Örneğin, astronomide Batlamyus’un dünya-merkezli evren kuramının terk edilerek, Kopernik’in güneş-merkezli evren kuramının kabul edilmesi bu minvalde “Kopernik Devrimi”...

Bilimin Uzun ve Dolambaçlı Yolu (Erdem TANER)

İnsanlığın gördüğü en büyük düşünür ve bilim adamlarını anlatan, onların kurduğu sistemleri işleyen bir bilim tarihi kitabının adı ne olabilir diye sorulduğunda, pek az insanın aklına “Uyurgezerler” gibi bir isim gelir. Ancak elbette Arthur Koestler bu ismi seçerken, kitabını yazarken gösterdiğine benzer bir titizlikle hareket etmiş, işlediği ana temayı kısa yoldan, açık bir benzetmeyle ortaya koymuş. Koestler’e göre deney ve aklın katı kurallarına...

Çağcıl Bilimin Doğuşunun Öyküsü (Cem KAYALIGİL)

Bilimsel düşüncenin tarih içindeki seyrinin çoğunlukla bir gelişme içerdiği kabul edilir. Bu kanı, insanın doğa hakkındaki bilgisinin antik Mısır veya Yunan uygarlıklarından bugüne artmış olduğu gerçeğine yaslanır. Bununla birlikte bundaki doğruluk payının saptanması, bilim tarihçisinin çalışmasında olsa olsa bir başlangıçtır. Bu tarihçinin asıl işi, doğaya dair bilgideki artışın hangi yolu kat ettiğini yorumlamaktır. Bu noktada yaygın görüş; bilim...

Bilim Felsefesinin Yükselişi ve Düşüşü (Mehmet Cem KAMÖZÜT)

“Ne biliyoruz?” ya da “bilgi edinmenin yöntemi nedir?” gibi soruların yanıtları, okullarda neyin öğretilmesi gerektiğinden, nasıl bir emeklilik sistemi tasarlanması gerektiğine kadar pek çok yaşamsal kararımızda önemli rol oynar. Bu anlamda bilgi iddiaları oldukça politiktir; yalnızca olguları betimlemezler, nasıl yaşamamız gerektiğine ilişkin içerimleri de vardır. On yedinci yüzyılda yeni bilgiler edinilirken bilginin tek kaynağının kilise...

Aynanın İçinden Bakmak (Esra ERTAN)

      “ Onunla yola çıkmak istersin işte o zaman, gözünü bile kırpmadan       Ve bilirsin ki güvenecektir sana       Çünkü zihnin dokunmuştur onun kusursuz vücuduna”                                                    ...

Medya’ya Marx İle Bakmak (Doğan Emrah ZIRAMAN)

Marx metayı “ister mideden, ister zihinden çıkmış” olan bir insan ihtiyacı ve kapitalist toplumun temel hücresi olarak tanımlar. Marx’ın meta tanımı kapitalist toplumun her şeyi metalaştırabilme gücünü ve becerisini göstermesi bakımından önemli. Ancak her şeyin meta olabilmesi şeylerin meta ilişkisi içindeki yerlerini analiz edebilmeyi her zaman kolaylaştırmaz. Özellikle “mideden” çıkmış, somut denebilecek, metaların kapitalist ilişkiler içindeki...