2000'ler Şiiri İçin Harita (Utku ÖZMAKAS)

Milenyumun ilk on yıllık dönemi şiir için bir “mücadele” dönemiydi.* Farklı şiirsel anlayışların, yani nesneye adıyla seslenirsek deneysel, görsel, epik ve lirik şiir anlayışları arasındaki çatışmanın özellikle dergilerde su yüzüne çıktığı bu dönem aslen –her tasnifteki kabalaştırma riskini göze alarak– iki temel yaklaşımın mücadelesiydi: İmgecilik ve imge karşıtlığı. Şiiri gelenekten devraldığı haliyle bir “imge” üzerine inşa edenlerle şiiri...

Güncel Bir Olasılık Olarak: Şiir (Ogün KAYMAK)

“İki aşamalı tek varlıktır” diyor Agamben, insan için. Marx bu noktada: “İnsana kendi dışındaki dünyaya inanmayı ilk öğreten şeydir aşk” diyor. Fizyolojik ya da genetik insan değil bahis. Sosyal antropoloji okumalarının yardımıyla; insani değerler üreten, buna sahip çıkan, çevresindekilerin tinsel gelişimine özen gösteren varlık bu önermedeki muhatap. Marx’ın aşk dediğine, şiir dedim varsayın.Dayatılana razı olmak faşizmdir! Eğilleşmeye, dürtülmeye,...

Bir Varlık Yoklaması (Asuman SUSAM)

Günümüz şiirinin ‘durum’u… Neyiz, ne haldeyiz? Son zamanlarda sık sık karşımıza çıkan bu varlık yoklaması düşündürdüğü kadar telaşlandırmalı mı ki bizi? Zaman zaman şair için fırlatılan bu işaret fişeği neye dair bir uyarı ve uyanış dürtüklemesi? Şiir kendi mecrasında akarken şair hangi dalgınlıkla sisler ormanında yürüyor?Açık ki bize tartışmayı ve derin düşünmeyi hatırlatan bu türden çağrılar yolunda gitmeyen bir şeylerin betimlenmesini ister...

Anlamak (Onur AKYIL)

Aslında ‘günümüzde şiirin durumu’ dendiğinde algıladığımız / algılamaya çalıştığımız şeyin üç parçalı bir dizge olduğunu görmek gerekiyor. Çünkü her şeyin parçalanması üzerinden yürüyen bir zaman diliminde, belki de şiir ve durum sözcüklerinden önce günümüz sözcüğünün gerçekten bir belirleme / imleme yaratıp yaratamayacağını düşünmek lazım. Çünkü günümüz denen şey, daha önce birçok yerde yazdığım üzere, çok önceleri olduğu gibi hepimizin aynı sonuca...

Cinsellik, Şiddet ve Hukuk (Seher Kırbaş CANİKOĞLU)

Cinsellik, Şiddet ve Hukuk kitabının yazarı Alev Özkazanç, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler ve Kamu Yönetimi bölümünde ve Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalında öğretim üyesi. Yazar, bu kitabında; 2009 yılından bugüne kadar cinsellik, şiddet ve hukuk konusunda yazmış olduğu makaleleri ve kendisi ile yapılan söyleşileri derlemiş. Hem akademik hem de politik kaygılarla yazılan kitap, “Psikanaliz, Feminizm ve Şiddet” başlıklı makaledeki psikanaliz...

Kolektif Bir Belleğin İzinde 33 Hikaye (Cansu KARAGÜL)

Üzerine kitaplar, tezler, tonlarca makaleler yazılan, insanlık dışı manzaralarıyla filmlere, tiyatrolara, televizyon dizilerine konu olan, Türkiye tarihindeki barışılması en güç dönemlerden birinin adıdır 12 Eylül. Ancak hiçbir doküman o döneme şahit olmuş kişilerin kendi ağzından dökülen cümleler kadar canlı ve dokunaklı olamaz. Bir sözlü tarih çalışması olan Keşke Bir Öpüp Koklasaydım, “12 Eylül’ün 33. yılında 33 hikâye”yi askeri cuntanın en...

Herkes Bir Gün Hasta Olacak (Mı): Aşırı Teşhis (Ayşegül TÖZEREN)

Geçtiğimiz aylarda, İNSEV (İnsan Sağlığı ve Eğitim Vakfı) Yayınları tarafından Akif Akalın’ın çevirisiyle Aşırı Teşhis başlıklı bir kitap yayınlandı. Halk Sağlığı alanında çalışmakta olan Dr. H. Gilbert Welch, Dr. Lisa M. Schwartz ve Dr. Steven Woloshin’in birlikte yazmış olduğu, konusunda ses getiren ve pek çok polemiğe neden olan Aşırı Teşhis, sadece sağlık profesyonellerine değil, sağlık ve hastalık kavramları konusunda düşünmek isteyen herkese...

Tütünün Öyküsü (Ekin SAĞLAM)

Türkiye’de Tütün: Reji’den Tekel’e; Tekel’den Bugüne… Türkiye’de ve Samsun özelinde üç yüzyıla dağılmış olan tütün öyküsünü, tüm aktörleriyle birlikte aktaran, eleştirerek çözümleyen ve halkımızın toplumsal belleğinin canlanmasına katkı yapan bir kitap. Prof. Dr. Korkut Boratav sunuş yazısında kitabı şu sözlerle değerlendiriyor: “Türkiye toplumunun kapitalist dünya sistemiyle eklemlenmesinde, bağlantılarında gerçekleşen ana aşamalar, Nuray Ertürk...

Eşikleri Anlatan Bir Kitap (Mehmet Fırat PÜRSELİM)

Bazı kitapların şehirleri olduğuna, o kitabın içine en çok kendi şehrinde girilebileceğine inanırım. İçeri Girmez Miydiniz’le birlikte bir de İzmir bileti alıyorum. Ama okumak aceleye gelmediğinden otobüsü tercih ediyorum. Zaten varmaktan daha önemlisi yolda olmak değil midir? Yol zenginleştirir bizi, büyütür, öğretir. Gece otobüse biner binmez ışığımı açıp Saide’nin yalnızlığını okuyorum. Birkaç sayfa daha çevirip Usulca ve Yalnız’ı bitiyorum....

Esniyorum, öyleyse varım! (Funda DEMİR)

Prenseslerin çocuk olduğunu ne ara unuttuk bilmiyorum. Süslü püslü elbiseleri, yatağın altındaki bezelyeyi, öpücük konduran prensleri de biz uydurmadık mı? İstediğimiz forma sokmak zor olmadı gerek, yüzyıllardır bütün masallar aynı şeyi söylüyor. Bildiğim bir çok prensesli hikaye arasından sıyrılan şapşahane bir kitaptır bugün bahsi geçecek olan; "Bütün Gün Esneyen Prenses" Sarı sarayın altın saçlı kralı ve bütün gün esneyen prensesin öyküsü oldukça...