Balca CELENER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Balca CELENER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mayıs ayında her gün bir öykü (Balca CELENER)

Nisan ayının Amerika’da Ulusal Şiir ayı olarak tanınmasından ilham alarak, öykülerin de unutuldukları köşeden kurtulma zamanının geldiğine karar veren öyküseverler, Mayıs ayının da öykü ve kısa hikâye ayı olarak kutlanmasını sağlamayı başardılar. İletişimin de hızlanarak kısaldığı (yüz kırk karaktere kadar inebildiğini unutmayalım) bu dönem kısa hikâyelerin altın çağı olacak mı, hep beraber göreceğiz. Fakat Mayıs ayında her gün bir hikâye yazma davetiyle genç ve amatör yazarları destekleyen storyaday.org, e-kitap okuyucuları ve akıllı telefonların yarattığı ortamın öykülerin muhteşem geri dönüşüne katkı sağlayacağını ileri sürmekte. Mayıs ayı etkinliklerinin takip edilmesi, daha da önemlisi her gün güzel bir öyküye ulaşılabilmesin için twitter’da “#ShortReads” başlığının takip edilmesini tavsiye ediyorlar.

Mayıs ayının öykü ve kısa hikâye ayı olarak tanınması eski kıtada, en azından Fransa’da henüz fazla taraftar bulmasa da kısa hikâyelerin babalarından sayılan Maupassant’nın vatanında bütünüyle unutulmuş oldukları da söylenemez. Her ne kadar edebiyat alanında romanlara verilen desteğe yetişemese de her yıl dağıtılan Goncourt Ödülleri öykü kategorisini de sahipsiz bırakmıyor. Geçtiğimiz yıl bu ödülün sahibi Fransa’nın kara romanlarıyla ünlü yazarı Didier Daeninckx oldu. Yazar, bol toplum eleştirisi yaptığı eserleri kadar sol politik kimliği ile de tanınıyor. Eserleri yirmiye yakın dile çevrilen yazarı Türkiyeli okurlar da “Geçmişin Ayak Sesleri” adıyla dilimize çevrilen kitabıyla hatırlayacaktır. (Fransa – Balca Celener)

Yeni Başlayanlar İçin Paris Kitap Fuarı (Balca CELENER)

"Kitap bir kültürel önceliktir". François Hollande'ın Paris Kitap Fuarında yaptığı konuşmada sarf ettiği bu sözler Fransız basını tarafından manşete çekilen ifadeler oldu. Hollande, bir geleneği canlandırmak için geri dönmüştü. Selefi Sarkozy'nin beş yıl boyunca ayak basmadığı kitap fuarının açılışı eskiden olduğu gibi Başkan tarafından yapılmaya başlayacaktı.

Başkan açılış konuşmasına bazı kitapların bomba gibi tehlikeli oldukları ve fitil gibi okunabileceklerini anlatarak devam etmedi. Bunun yerine kitapların haiz oldukları önem kadar korunmalarının da gerekli olduğunu ve yayınevlerinin muhakkak desteklenmesi gerektiğini söyledi. Yayınevlerinin halihazırda karşılaştıkları sorunların üstüne yeni eklenen e-kitap tartışmasına değindi ve bu konunun hem risk hem de fırsat olduğunu ifade edip, e-kitapların da basılı kitaplarla aynı hukuki ve mali rejime tabii olmaları gerektiğini ve basılı kitaplardan farklı vergilendirilmelerine taraftar olmadığını açıkladı.

Fransa Başkan'ın bu konuşmasının ardında Fransa'nın e-kitaplara basılı olanlarla aynı indirimli katma değer vergisi oranı uyguluyor olmasının Avrupa Komisyonu tarafından rekabete aykırı bulunmasına bağlı çekişmeler yatıyor. Gerçekten, bu sene kitap fuarında da çok önemli tartışmalara konu olan e-kitaplar gitgide büyüyen bir pazara sahip ve taşınabilirlik, muhafaza edilebilirlik gibi avantajların yanı sıra fiyat meselesi de bu büyümede önemli rolü olan unsurlardan biri. Diğer yandan bu pazarın gözle görünür yükselişi özellikle de bağımsız yayınevleri açısından kısa sürede kabusa dönüşebilir. Fuar, durumun analizi ve risklere karşı alınabilecek önlemleri tespit edebilmek için toplantı, söyleşi ve tartışmalarla verimli bir ortam sağlamayı başardı. Yapılan çalışmalardan çıkan sonuçlara göre ilk etapta e-kitapların yükselişi geleneksel kitaba olan ilgiyi düşürmüşe benzemiyor. Buna rağmen özellikle küçük yayınevlerinin bu treni kaçırmamaları için desteklenmeleri konusunda da fikir birliğine varılmış gibi.

Her ne kadar e-kitap fenomeni damgasını vurduysa da, Paris Kitap Fuarı yine de basılı kitapların egemenliğini yadsımadı. Sergilenen kitaplar arasında dolaşan ziyaretçiler hem kitapları karıştırma keyfini yaşadılar hem de uğradığı her stendde kendisine bir kitap hediye edilen devlet başkanlarının eli ve kolunun kitapla dolmasını -aynı zamanda bir e-kitap okuyucu da olan- akıllı telefonlarıyla fotoğraflama fırsatı yaşadılar. Açılışın ardından, birbirlerini dirsekleriyle dürterek kendisini sessizce izleyen kalabalığın arasında dolaşan Başkan Hollande'a hediye edilen en ilginç kitaplar ise eşcinsel evliliği karşıtı dindarlardan gelen "yeni başlayanlar için demokrasi" ve "yeni başlayanlar için evlilik" oldu hiç şüphesiz. Fransa Başkanı ve beraber yaşadığı sevgilisi Valérie Trierweiler bu kitapları okuduklarında hayatları değişecek mi, hep beraber göreceğiz.

Yeşil Sahalardan Kitap Raflarına (Balca CELENER)

Fransızların futbola ilgileri Türklere göre çok sönük olsa da okuma alışkanlıklarının ziyadesiyle yüksek olması sebebiyle, İngiltere’yi sarsan kitap “The Secret Footballer” Fransızcaya çevrilerek 3 Ocak tarihinde (ve Amazon, iBooks gibi sanal olanları da dahil) raflarda yerini aldı. Manş’ın ötesinin gizemli futbol yıldızının ağzından meşin yuvarlak ve para ilişkilerinin anlatıldığı bu kitap, Türk futbolseverleri için epey masum kaçacak da olsa, futbolun saha dışındaki karanlık yüzüne dair birçok hikâye barındırıyor.

Maskeli kahramanımızın hikâyelerinin kahramanları da futbol dünyasının önemli isimleri. Kitapta anlatılanlardan, Chelsea’nin eski teknik direktörü José Mourinho’nun sponsor paranın tamamını yatırmadığı gerekçesiyle bir fotoğraf çekimini engellediğini, Manchesterli Carlos Tevez’in sözleşmesindeki bir “denklik klozu” sayesinde kulübünün kendisine en iyi oyuncusu ne kazanıyorsa o kadar ödeme yapmak zorunda olduğunu, Nicolas Anelka’nın transferleri esnasında attığı imzalardan aldığı primleri nasıl şişirdiğini öğrenebiliyoruz.

Mesleği ve paranın sağlıksız ilişkilerini kaleme alan yazar, önce The Guardian gazetesinde yayınlanan ve İngiltere Premier Ligi kulislerini sarsan yazılarını geçtiğimiz yıl Ağustos ayında bir kitapta topladı. Bugüne kadar kimliğini gizli tutmayı başarabilen meşum yazar hakkında bilinenler pek fazla değil. Aralarında Marsilya’nın orta saha oyuncusu Joey Barton ve Bolton’da oynayan Kevin Davies dahil birçok oyuncudan şüphelenilmesine rağmen kesin kimliği henüz açıklanmadı.

Yeni bir yıl ve yeni okuma biçimleri (Balca CELENER)

Bir yılı daha geride bırakırken, geride kalanın hesaplarının yapılıp muhasebesinin gelen yıla taşınması adettendir, bilindiği üzere. 2012 yılına bakıldığında ardından gelen seneye devredeceği en önemli verilerden biri elektronik kitapların pazardaki yerinin gözle görülür artışı oldu. Tüketimin şahikasına ulaştığı Noel ve yeni yıl döneminin satışlarına bakıldığı takdirde e-kitap okuyucularına ve tablet bilgisayara yönelik talebin geldiği boyutlar göz kamaştırıcı. Tabletlerin sadece kitap okumak için alınmadığı gerçeğini hatırda tutmakta birlikte, Noel’i takip eden günlerde kitapevlerinden satın alınan ve indirilen kitap miktarları hem e-kitap düşkünlüğü ve okuma alışkanlıklarındaki değişikliğe ilişkin önemli ipuçları veriyor. Hachette Yayınevi’nin 25 ve 26 Aralık tarihlerinde, yani iki gün içinde 250.000 e-kitap satmış olması durumu açıklamak için yeterince etkileyici bir örnek teşkil edecektir. Yayınevinin açıklamasına göre 6.500 farklı kitap satılmış. Bu kitapların yazarları arasında başı J. K. Rowling, Ian Rankin ve Miranda Hart çekiyor olsa bile bu akımdan nasiplenen birçok adı daha az duyulmuş yazar da mevcut.

Bu yeni okuma alışkanlığının geleneksel kitap formatını değiştirme gücünü önümüzdeki günlerde daha fazla göreceğimiz aşikâr. Kâğıt-kitapseverlerin hoşuna gitmeyen bu gelişme pek engellenebilir görünmüyor. Şimdilik kâğıt-kitapla ilişkiyi muhafaza etmenin en kolay yolu elektronik-kitap konusunda hukuki ve mali mevzuatında hiçbir düzenlemeye gitmeyerek dünyanın herhangi bir yerindeki yeni yayınlara anında erişilebilmesine karşı kendisine bir koruma kalkanı geliştirmiş Türkiye’de yaşıyor olmak. 75 milyon nüfuslu ülkede iki günde sadece tek bir yayınevinin 250,000 kitap satışına ulaştığını görebilmek de önümüzdeki yıllara sakladığımız bir dileğimiz olsun.

Demiryolu Kitapları (Balca CELENER)

Layıkıyla sunulması halinde, toplu taşımacılık hizmetinin yazılı olmayan kurallarının başında seyahat süresi boyunca kitap okumak gelmektedir hiç şüphesiz. Hatta bu kuralların dayatmasıyla hem kitap hem de gazeteler okumayı kolaylaştıracak boyda basılır hale gelmiştir. Her ne kadar "cep" boyutunda kitabı değil kişinin burnunun önünde nefes alabileceği bir avuç havayı sığdırmakta zorlandığı metrobüs/otobüs ulaşımı esnasında -herkesin bir diğer yolcunun ücretini şoföre ulaştırmakla yükümlü olduğu kolektif muavinliğe dayalı dolmuşçuluk sistemini bahse konu bile etmiyoruz- hayal etmesi güç olsa da, yolda kitap okumak bir büyük şehir kültürüdür ve çanta ya da cepteki kitabı evden çıkmadan yoklamak, daha metro istasyonunda vagon kalabalığına karışmadan önce kitabı çıkararak hazırlanmak, arada sırada diğer yolcular neler okuyor diye merakla başkalarının kitap kapaklarına göz atmak gibi türlü alışkanlığı da bünyesinde barındırır.

Bu kültür ve yaşam biçiminin en hakikatli savunucuları oldukları su götürmez olan Fransızlar için Ulusal Demiryolları Şirketleri "SNCF" bu kışın en beğenilen romanını seçmek adına kolları sıvadı. 13 Aralık'da yayınladıkları bir tebliğ ile 2013 kış sezonunun SNCF edebiyat ödülü adayları belli oldu. Komitenin gösterdiği adaylar, Kanadalı yazar Emily St John'da Mandel'in "Dernière nuit à Montréal" adlı kitabı, Amerikalı Ron Rash'ın "le monde à l'endroit" ve Patrick de Witt'in "les frères Sisters" adlı romanları, Polonyalı yazar Olga Tokarczuk'un "Sur les ossements des morts" ve fransiz Olivier Truc'ün "le dernier Lapon" adlı kitapları. Demiryolları okuyucuları sevdikleri kitapları seçerek 24 Şubat geceyarısına kadar oy verebilecekler. Henüz bütün adayların kitaplarını bitirmemiş okuyucular için bile, sabah-akşam gidiş dönüş süreleri toplamı düşünülecek olursa yeteri kadar zaman olduğu düşünülebilir. Elimdekini bitirdikten sonra hangi kitaba başlasam endişesi çeken kararsız yolcular için ise, 2013 kış sezonu ödülleri büyük bir hizmet, bahar gelene kadar yeni kitap listesi için diğer yolcuların kucaklarındaki kitapların adlarını okumaya çalışmaktan kurtulmak için bir fırsat.

Bu arada, kış sezonu adaylarının açıklanmasından kısa bir süre önce SNCF yolcuları tarafından seçilen ve sonbahar ödülünün sahibi olan kitap ise Jérémie Guez'in "Balancé dans les cordes" adlı romanı oldu.

İşte 2013 baharına kadar Fransa'da raylı sistem yolcularının ağırlıklı olarak okuma tercihleri bu eserler olacak.

Paris Kitap Fuarı (Balca CELENER)

İstanbul Kitap Fuarı heyecanının etkilerini hâlâ duyduğumuz şu günlerde, Paris de gelecek büyük kitap fuarının hazırlıklarıyla uğraşıyor. 22-25 Mart 2013 tarihlerinde gerçekleşecek fuar bu sene edebiyatın yanı sıra manga ve çizgi romanları da vitrine çıkaracak. Hem yaratıcılık hem de üretkenlik anlamındaki zenginlikleriyle çizgi romanlar, önümüzdeki fuarın ağır toplarından olacak gibi görünüyor. 2011 yılı satış rakamlarına bakılırsa, yüzde on ikilik oranla kendilerine verilen önemin ne kadar hak edilmiş olduğu görünüyor.

Fransız çizgi roman okurlarını özellikle ilgilendirecek bir gelişme de, fuarda sevilen çizgi kahraman Titeuf’ün yirminci yaşının bir sergiyle kutlanacak olması. Zep takma adı ile tanınan Philippe Chappuis tarafından yaratılan kahramanın ilk macerası 1993 yılında yayınlanmış ve sadece bir kaç bin adet satabilmişti. Fuarda satışa sunulacak yeni sayıdan önceki macera ise ilk baskıda bir milyon adet satarak rekor kırdı. Bu durumda sadece Titeuf’un yeni sayısı için bile önemli sayıda okurun önümüzdeki baharı beklediğini söylemek abartılı olmayacaktır.

Her yıl bir ülkenin onur konuğu olarak davetlisi olduğu Paris 2013 kitap fuarına konuk ülke Romanya, konuk şehir ise Barselona olarak belirlendi. Ayrıca kırkı aşkın ülke fuarda temsil edilecek ve Fransız okuyucusunun bu ülkelerden gelen yazarlarla da tanışma fırsatı doğacak.

Fransız edebiyatı ise iki bini aşkın yazar tarafından temsil edilecek. Yakında açıklanması beklenen farklı temalarda dört yüz konferans ve dört bin yazarla imza günü yapılarak okuyucularıyla karşı karşıya getirilmeleri planlanıyor.

Yaklaşan Paris Kitap Fuarı’nın en gösterişli bölümlerinden biri ise hiç şüphesiz Fransızların milli gurur kaynaklarının en başında gelen mutfaklarını da ilgilendiren yemek kitapları bölümü olacak. Altı yüz metrekarenin ayrıldığı bu bölümde hem yemek ve yemek kültürüyle ilgili kitaplar tanıtılacak hem yazarlarla tanışma, tartışma ve sohbet etme fırsatı bulunacak hem de bazı tariflerin uygulamasına tanıklık etmek mümkün olacak. Geçtiğimiz on yıl içinde yemek kitaplarının baskısının iki katına çıktığı düşünülecek olursa bu bölüme gösterilen özen, karşılığını fazlasıyla bulacak gibi görünüyor. Zaten güzel yemek, üstüne iyi bir kitap, insan daha ne ister ki?

Fransa Ödüllerini Dağıttı (Balca CELENER)

Fransa'nın önemli edebiyat ödülleri sahiplerini buldu. 7 Kasım'da açıklanan Goncourt ödülü "Le sermon sur le chute de Rome" adlı romanıyla Jérôme Ferrari’ye verildi. Ferrari’nin şiirsel bir Korsika destanı olarak tanımlanan romanı, daha kolay ve huzurlu bir hayat için eğitimini bırakan ve bir arkadaşıyla beraber bar işletmeciliğine başlayan bir felsefe öğrencisini anlatıyor. Fakat gerçek dünyada da Korsika’da suç oranın ciddi anlamda yükselmesi Ferrari’nin kahramanın hayatını da etkiliyor ve planları kendisini daha iyi bir hayat yerine alkol, seks ve şiddet dolu bir maceraya götürüyor.

6 Kasım'da açıklanan Medici ödülleri ise henüz dördüncü kitabı yayınlanan Emmanuelle Pireyre ve Yabancılar kategorisinde de İsrailli büyük yazar Avraham B. Yehoshua'ya gitti. Pireyre'in "Féérie Générale"' adlı kitabı modern toplumun para, çevre, türban, Avrupa'nın sivilleşmesi gibi çeşitli sorunları esprili fakat keskin ve son derece modern bir dille, birden fazla kahramanın hikayesi üzerinden tartışıyor.

Yabancılar kategorisinde ödül ise Avraham Yehoshua'nın fransızca çevirisiyle "Rétrospective" adıyla yayınlanan ve usta yazarın hayat ve sanatın birbiriyle ilişkisini, yaşlı bir sinema yönetmeninin kendi retrospektif gösterimi için İspanya'nın her ülkeden hacıları toplayan şehri Santiago de Campostela'ya yolculuğu üzerinden anlattığı ve diğer romanları gibi Fransa'da çok beğenilmiş eserine değer görüldü.

7 Kasım'da açıklanan Renaudot ödülleri ise gerçek bir sürprize sahne oldu. İlk romanıyla Aurélien Bellanger ve diğer iki ödülün de kuvvetli adaylarından olduğu söylenen ve ülkemizde "Pura Vita" adlı romanıyla tanınan Patrick Deville "Peste et Choléra" ile listede yerlerini alan kuvvetli adaylar olarak görülmekteydiler. Fakat, bütün tahminlerin ötesinde Renaudot ödülü Ruanda asıllı yazar Scholatique Mukadonga'nın oldu. Son seçim listesine giremeyen yazar, Notre Dame du Nil adlı kitabıyla onuncu kapalı oylama turunda oyların altısını alarak ödülü elde etti. Kendisinin kaçabildiği Tutsi katliamı sebebiyle annesi dahil ailesinden yirmi yedi kişiyi kaybetmiş olan yazarın kitabı, Ruanda soykırımının arifesini, aileleri tarafından her şeyden önce bekaretlerini koruyabilmeleri için yerleştirildikleri yatılı okul öğrencisi kızların, etrafları Hutu güçleri tarafından sarılırken kapalı kapılar ardında yaşadıkları üzerinden anlatıyor.

Dört prestijli ödülün sonuncusu olan Femina ise diğer listelerde de aday gösterilen ve eseriyle geçtiğimiz yaz okuyucular ve kitapevleri tarafından verilen FNAC ödülünün de sahibi olan Patrick Deville'e gitti. Yazar, “Peste et Choléra” adlı romanında üstün yetenekli araştırmacı Alexandre Yersin'in hayatından esinlenmiş. 1885'te henüz 22 yaşında bir genç adam olarak ana vatanı İsviçre'den Paris'e Louis Pasteur ile birlikte çalışmaya gelen Yersin vebaya sebep olan bakteriyi bulan ve kolera üzerine çalışmalarda yoğun emeği geçen kişi olmasına rağmen, Paris'te adının verildiği küçük meydanın civarında yaşayan mahalle sakinleri ve Yersinia Pestis bakterisine aşina doktorlar hariç fazla kimse tarafından tanınmıyor olmasının acısını Deville'in romanıyla çıkaracak ve hak ettiği şöhreti yakalayacak gibi. İsviçreli bilim adamının 1863'te başlayan ve 1943'te şimdi Vietnam topraklarında yer alan ve fakat o dönemin Fransız Hindiçini'ne dahil olan Nha Trang'da sona eren yaşamıyla aynı zamanda Avrupa’nın önemli bir dönemine ve kolonizasyon sürecine de tanıklık ediyor.