Dostumuz Yaşamasız, Kömürümüz Kara (Ahmet BÜKE)

Saatler geçmiyor. Dedemlerim terasında dolanıp duruyorum. Hava ışıyacak güya. Kargalar karşı çınarların çıplak karnında didişip duruyorlar. Güneş açacak. Güya! Oysa gelen yağmur işte. Bana kızacak kesin, diyorum içimden. “Konuşmak için beni buraya çağırman şart mıydı?” diyecek. Kesin! “Hava buz gibi, paltom da eskidi artık.” Bunları da bir ihtimal diyecek. Ama eminim, “Burası şart mıydı?” zılgıtını çekecek. Okuduklarım beni şimdiye kadar...

AKP’nin "Kronjurist" Adayı ve Eseri (Dinçer DEMİRKENT)

“Demokrasi, her şeyi uygun bir biçimde kendi kendine yapan ve yapamadıklarını temsilcileri aracılığıyla yapan, kendi yaptığı yasalarla yönetilen egemen halkın devletidir.” Bu sözler, Kamu Selamet Komitesi adına siyasal ahlak ilkeleri üzerine yaptığı konuşmada Robespierre tarafından sarf ediliyor. Bizim büyük liberal entelektüellerimizce Rousseau ile birlikte çoktan faşizmin atası ilan edilmiş Fransız devrimci Robespierre... Bu yazının girişine...

Çağdaş Öykücülük ve Peter Nadas (Onur KOÇYİĞİT)

Ölümle Baş Başa, Peter Nadas’ın dilimize çevrilen ilk kitabı, başka bir deyişle yeni bir yazar daha kazandık. 1942, Budapeşte doğumlu olan Peter Nadas, Çağdaş Macar edebiyatının son dönemde öne çıkan isimlerinden birisi. Bir süre gazetecilik de yapan yazar, Philip Roth, Elfriede Jelinek, Harold Pinter gibi önemli yazarlara da verilen Franz Kafka Edebiyat Ödülü’nü 2003 yılında kazanmıştı. Kitabın ilk öyküsü “Kutsal Kitap” ve Macar Devrimi’nde...

Sırdaş Öyküler (Berna ÖZPINAR)

Neden “Eksik Yıl?” bilmiyoruz. Kitapta bu isimde bir öykü yok, bunun cevabını okur bulacak. Arka kapağındaki kitaptan alıntı, sanki bir parça sır verir gibi: “Hayatın bilgisini veren öğretmenin kitabında, kış geceleri annemiz yemek yapar, babamız televizyon karşısında, elinde gazete keyif çatar. Sobanın yanı başında kedimiz uyur değil mi? Değil. O da değil!” diyor.O halde biraz daha sabırlı olalım ve bakalım: Onur Çalı’nın “Eksik Yıl” adlı ilk...

Bir Türküdür Direniş (Halil ÇAMAY)

Roman; göçle birlikte kültürlerin de taşındığı, Anadolu kasabası havasındaki bir İstanbul semtinde geçiyor bahçelerle çevrili gecekondularda, tertemiz yüreklerinde uzun boylu hayaller yetiştiren yoksul halk yığınlarının buluştuğu bir semtte...Hala çocuk yürekli bir 78'linin, İlyas Zeki Kutlu'nun Türkü'sü bu...Yazarken o günleri an be an tekrar yaşamış Kutlu. O günlere ait hala öfkeleri ve sevinçleri var. Davasına küsüp ; “beceremedik, bizi anlamadılar”...

Boş Beklentiler (Aykan SEVER)

İtiraf etmeliyim. Cengiz Çandar benim için hep Turgut Özal'ın danışmanıydı. Dolayısıyla ultra-milliyetçiydi. Arada Filistin'le ilgili eski bir kitabına ve bazen gazete yazılarına göz atsam da, benim için pek ehemmiyeti olmadı. Ta ki geçtiğimiz aylarda İletişim Yayınlarından çıkan “Mezopotamya Ekspresi” kitabına kadar… Bu kitaptan beklentilerim vardı, çalkantı içindeki Ortadoğu coğrafyasında en nihayetin bu konulara tanıklık ve bir biçimde aktörlük...

Sahaftan Çıkan Lale Müldür Kitabı (Tamer SAĞIR)

Yaklaşık dört yıl önce İsitklal Caddesi’nda yürürken hep yaptığım gibi Aslıhan Pasajı’na girdim ve sahafları tek tek gezmeye başladım. O sıra bütün aklım fikrim Lale Müldür olduğundan olacak, sahaflardan birinde Lale Müldür’ün daha önce adını bile duymadığım bir kitabı olan Yağmur Kızı Böyle Diyor’u görünce nasıl heyecanladığımı anlatamam. Hemen parasını ödedim, başka kitaplara bile bakmadan heyecanla çıktım ve yolda kitabı okumaya başladım.Colette...

Marksizmin Teolojiyle İmtihanı (Halil TÜRKDEN)

Ernst Bloch, Henri Lefebvre, Antonio Gramsci, Terry Eagleton, Louis Althusser, Walter Benjamin, Theodor Adorno ve Slavoj Zizek... Bu sekiz önemli ismin yol boyunca aynı pansiyonda konaklamalarına neden olabilecek bir şey var. Hepsinin de şahsi olarak Kilise veya Hıristiyanlıkla ve elbette Marksizmle bir bağlantısı var. Roland Boer, Ayrıntı Yayınları aracılığıyla Türkçe’ye kazandırılan Cennetin Eleştirisi adlı kitabında bu sekiz ismi teoloji adlı...

Ne Hazırlıyor? Ömer Şişman (Utku ÖZMAKAS)

Şu sıralar 160. Kilometre yayın dizimizden çıkacak iki kitap var elimde: Mehmet Davut Özdal’ın ikinci şiir kitabı “Abesler” ve Erhan Altan’ın Tomris Uyar’la yaptığı Turgut Uyar üzerine söyleşi kitabı “Ben Koşarım Aşağlara, Koşarım”ın ikinci baskısı. Mehmet Davut Özdal nevi şahsına münhasır genç şairlerimizden. İlk kitabı “Mehmet Molla” şiirin dar çevresinde ses getirmişti. İlk baskısı 2005’te Dünya Yayıncılık tarafından yapılan “Ben Koşarım Aşağlara,...

Ne Çeviriyor? Akın Terzi (Utku ÖZMAKAS)

Şu sıralar Metis Yayınları için Erik Orsenna’nın Sur la route du papier adlı kitabını çeviriyorum. Orsenna’nın daha önce Pamuk Ülkelerine Yolculuk adlı kitabı Sosi Dolanoğlu’nun güzel Türkçesiyle yayımlanmıştı. Çevirdiğim metin, bir bakıma bu kitabın devamı niteliğinde. İkisi de “Küreselleşme Üstüne Küçük Elkitabı” altbaşlığını taşıyor. Orsenna ilk kitapta dünya çapında bir “pamuk yolculuğu”na çıkmıştı. Bu kitaptaysa kâğıdın peşine düşmüş. Dünyanın...

EVRENSEL KÜLTÜR Dergisi 255. Sayı (Helin KÜÇÜK)

Evrensel Kültür’ün Mart sayısı muhalefet sözcükleri ve sloganları için vazgeçilmez mekân ve ezilenlerin kamusal alanda talep ettiği hakkın simgesi olan duvara ve duvarları konuşturanlara yer veriyor. Aydın Çubukçu Afişe Çıkmak kitabı ve sergisinden yola çıkarak afiş geleneğiyle ilgili bir yazı yazdı: Yazının Ötesinde Sözün İçinde. 70’li yıllarda kurulan Görsel Sanatlar Derneğinde örgütlenmiş sanatçıların yaptığı işlerle ilgili SALT-Beyoğlu’daki...

İZAFİ Dergisi 9. Sayı (Helin KÜÇÜK)

İzafi Dergisi son dönem Türk edebiyatının genç yazarlarını ele almaya devam ediyor: Derginin yeni sayısında Aslı Erdoğan dosyası hazırlandı. Dergi 9. sayısında Oğuz Atay’ın ilk defa ortaokulda yazmış olduğu Yolculuk adlı metni ile sayfalarını okuyucusuyla buluşturuyor. Dergide Rus yazar Danııl Kharms’ın Bilge İhtiyarın Anıları, Yunan yazar Antonis Samarakis’in Nehir, Bora Abdo’nun Ben Gizlidir, Figen Alkaç’ın Israrı Kanadında, Sultan Komut’un...

Suçun Ritüelle Paylaştırılması (İlker AKÇASOY)

Ceza avukatı Jacques Vergès’in “Savunma Saldırıyor” isimli kitabındaki kısa biyografisinde dahi vurgulanmadan geçilemeyen, onunla bütünleşmiş meşhur bir sözü var: “Her suç topluma sorulmuş bir sorudur.” Ona göre hukuk sanatı ve sanatçısı tam olarak bu sorunun merkezine yerleşmelidir. Ancak hukuk sanatçısı bunu yaparken, özellikle “masumun suçlu, suçlunun masum” olduğu davalarda, yargılama düzenini yıkan ve davayı “kopuş davası” haline getirebilecek...

Karakoldan Sokağa: “Polisin Eline Düşünce Sıfır Tolerans” (Deniz ÖZÇETİN)

“Suç-önleme mekanizması ilk kez mi ters gitti?  Masum bir adam haksız yere mi suçlandı?  Belki başka masumlar da vardı, ha?” Azınlık Raporu, Philip K. Dick Geçtiğimiz on yıl Türkiye’de, deyim yerindeyse bir “zaptiye” dönemi oldu. Önce 2004’te kabul edilen yeni Türk Ceza Kanunu, ardından 3 yıl sonra 2007’de yürürlüğe giren Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, devletin zor aygıtını güçlendirirken...

Şiddetten Barışa, Barıştan Şiddette: Bitimsiz Sarmal (Önder ÖZDEN)

Modern devlet, varoluş nedenini sınırların içinde sağladığı barışta bulur. Onun varlığını anlamlı kılan, şiddetten temizlenmiş bir uzam yaratması ve şiddeti sınırların dışına ötelemiş olmasıdır. El çabukluğu yapıp alışagelmiş yorumlara yaslanarak Thomas Hobbes’u, modern devletin oluşumunun kuramsal müjdeleyicisi olarak yerleştirirsek, Hobbes’un “kurt-insan”ının, modern siyasal yapı olarak devleti inşa etmesi; insanın “kurt”luğundan sıyrılmasıyla,...

İlkel Topluluklarda Suç ve Ceza (Turgay GÜLPINAR)

Siyasal tahakkümün görünürlüğe kavuştuğu alanlardan biri olarak yargılama sürecinin ve ceza pratikleri uygulamasının izlenmesi, modern devletin kurucu niteliklerini gözler önüne sermektedir. Suç ve cezanın kavranışı üzerinden ilkel (devletsiz) toplumun değerlendirilmesinde ise farklı bir araştırma sürecinin kat edilmesi zorunlu görünmektedir. Siyasal birliğin kurgulanışında birbirinden tamamen farklı iki temelden hareket eden ilkel ve uygar toplumlar...

Dava: Bir Hukuk Oyunu Mu, Bir Güç Darbesi Mi? (Özkan AGTAŞ)

Dava biçimi ve mahkeme düzeninin kendine has bir gizemi vardır. Dikkatlice hesaplanıp sıradüzenine sokulmuş mekânsal düzenlenişiyle, onun içerisine dağıtılmış soğuk yüzlü hukuk figürleriyle ve aşırı şekilde ritüelleştirilmiş boğucu usûlleriyle, yasanın temsil edildiği teatral bir sahneyi andırır. Üstelik bu, hakikat üzerindeki benzersiz hak iddiasıyla kendini diğerlerinden mutlak bir şekilde ayırmayı başaran, nevi şahsına münhasır bir sahnenin...