
Saatler geçmiyor. Dedemlerim terasında dolanıp duruyorum. Hava ışıyacak güya. Kargalar karşı çınarların çıplak karnında didişip duruyorlar. Güneş açacak. Güya! Oysa gelen yağmur işte.
Bana kızacak kesin, diyorum içimden.
“Konuşmak için beni buraya çağırman şart mıydı?” diyecek. Kesin!
“Hava buz gibi, paltom da eskidi artık.” Bunları da bir ihtimal diyecek.
Ama eminim, “Burası şart mıydı?” zılgıtını çekecek. Okuduklarım beni şimdiye kadar...