Ezgi BERK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ezgi BERK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kara Ütopyanın İçinde de Mutlu Olunabilir! (Ezgi BERK)


“Bir ülke vardı ki orada yaşayan insanlar neredeyse hiç konuşmazlardı. Bu büyük sözcük fabrikasının ülkesidir. Bu garip ülkede sözcükleri satın almak ve söyleyebilmek için yutmak gerekir.” Kırmızı zemin üzerine bir kız çocuğunun bir erkek çocuğu öptüğü sevimli bir kapağı olan kitabı açtığımda önce uçuşan harfler, sonra da bu cümlelerle karşılaştım. Parmağımı bu sayfaya koydum ve kitabı kapatıp böyle bir ülke hayal ettim. Birbirine kızıp kötü sözler söyleyen insanların olduğu bir ülke için iyi bir fikir olabilirdi. Sevgi dolu insanların yaşadığı bir ülke içinse kötü bir fikir. Bütün ülkelerde bu iki tür insanı bulmak mümkündü. Hatta tek bir kişi, bazen sevgi dolu bazen de öfke dolu olabiliyordu. Her ne olursa olsun sözcüklerin satın alındığı bir ülkede kazanan zenginler olacaktı. Olan yine fakirlere oluyordu. Bir dakika. Karşımda bir kara ütopya vardı! Hem de resimli çocuk kitabı formunda! Hemen sayfaları çevirdim, hızlı hızlı okudum bu hikâyeyi. Olağanüstü bir kurguydu.

Zor şartlar altında yaşayan insanlar olduğunu okul öncesi yaştaki çocuklara anlatmak bile büyük mesele. Büyük Sözcük Fabrikası, olumsuz şartlara, umutsuz ortamlara rağmen içimizde taşıdığımız sevginin bize yol göstereceğini anlatan, umut dolu bir öykü… Bu öykü bana konuşabilmek, sözcüklerle kendimizi ifade edebilmek gibi doğuştan var olan (ama genelde bir yaşından itibaren kullanabildiğimiz) yeteneklerimiz üzerine düşünme, önemini hatırlama, iletişim çağı diyebileceğimiz bu günlerde yaşadığımız iletişim sorunları üzerine kafa yorma şansı tanıdı. Duygularımızı ifade etmenin sözcüklerden yardım almak dışındaki yolları, zengin ya da fakir olmak gibi toplumsal gerçekleri kitabın alt metninde bulmak mümkün. Peki, bütün bunlar nasıl mı anlatılmış? İşte öykü: Büyük sözcük fabrikasının ülkesinde yaşayan, komşusu Cemile’yi seven Özgür sevgisini ifade etme yolları arıyor. Çünkü sözcükler pahalı, Özgür’ün kumbarasında ise yeterince parası yok. Tabii hemen belirtelim, Türk filmlerinden alışık olduğumuz bir de rakip var bu Fransız öyküsünde. Rakibi Gürbüz’ün en pahalı sözcüklerden olan sevgi sözcüklerini Cemile’ye söylediğini duyan Özgür, çok üzülür ve apartmanın merdivenlerine oturup elleriyle yüzünü tutarak ne yapacağını düşünür. Özgür’ün elinde kelebek yakalama filesiyle bir önceki akşam yakaladığı kelimeler vardır yalnızca. Sonra bütün cesaretini toplar ve sahip olduğu üç kelimeyi kalbini tutarak Cemile’ye söyler. Özgür’ün ağzından çıkan kelimeler neler miydi? “Kiraz, toz, sandalye.”

Seni seviyorum yerine kiraz, toz, sandalye diyebildi Özgür, Cemile’ye. Çünkü elinde yalnızca bu sözcükler vardı. Bazen seçerek söylediğimiz sözcükler yerine yürekten söylediğimiz sözcükler ne kadar anlamlı, değil mi?

Şekil şemal notu: Aylak Kitap’ın okurlarla buluşturduğu Büyük Sözcük Fabrikası, kurgusu ve resimleriyle ne kadar şahaneyse çevirisiyle bir o kadar sorunlu bir kitap. Cümleler arasında zaman, özne ve yüklem uyumu yok. Ayrıca çok ciddi Türkçe tashih hataları var. Ayrıca kitabın orijinal dili olan Fransızca’daki isimler yerini Türkçe isimlere bırakmış. Buna rağmen Aylak Kitap bu kitabı çevirterek çok güzel bir iş yapmış. Daha özenli bir çeviriyi ikinci baskıda mutlaka istiyoruz.

Büyük Sözcük Fabrikası
Agnés de Lestrade
Resimleyen: Valeria Docampo
Çeviren: Çağıl Öksüztepe
Aylak Kitap, 36 sayfa

Hey, Çocukların Hakları Var! (Ezgi BERK)

20 Kasım, yılda bir gün çocukları hatırladığımız tarih. Hadi gelin, birlikte bugünün geçmişine küçük bir yolculuk yapalım ve bu konuda yazılmış kitapların birkaçına göz atalım.

Dünya üzerinde yaşayan bütün çocukların sahip olduğu haklar var. Mirleşmiş Milletler 1989 yılında Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni hazırlamış ve Türkiye bu anlaşmayı 1990 yılında kabul etmiş, 1995 yılında da onaylamış. Böylece Türkiye, anlaşmadaki maddeleri uygun bulduğunu ve bu koşulları sağlayacağını taahhüt etmiş. Peki, nedir çocukların hakları? Her çocuğun yaşamaya, barınmaya, korunmaya, sevilmeye, ayrımcılığa uğramamaya hakkı var! Kendisini ilgilendiren konularda düşüncelerini söylemeye, talep ettiğinde ailesinin ona bütün dinlerle ilgili bilgi vermesine ve dinini kendisinin seçmesine, parasız eğitim almaya, oyun oynamaya hakkı var! İstismara uğramamaya, eğer istismar edilmişse tedavi görmeye, sağlıklı yaşamaya hakkı var. Bunlar, çocukların temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik haklar. Ayrıca çocuk haklarını öğrenmeye ve bunu yaymaya da hakları var.

Çocuk kitapları literatürünü, çocuk haklarını anlatan neler var diye eşelediğimizde Yapı Kredi Yayınları tarafından basılmış, Alain Serres’in yazıp Aurélia Fronty’nin rengârenk resimlerle süslediği Çocuk Olmaya Hakkım Var adlı kitapla karşılaşıyoruz. Ağustos 2013’te raflarda görmeye başladığımız bu kırmızı kaplı ve dört bir yanında sevimli çocuklar olan kitap, çocuk haklarına çocukların gözüyle bakıyor. Kitapta çocuklar kendi haklarını kendileri dillendiriyor. “Bir çatının altında, sıcakta (ama çok değil), sefaletten uzak, fazlasına gerek yok, yalnızca ihtiyacım olan şeylerle yaşamaya hakkım var.” diyor çocuklar. Uzman diye tabir edilen büyüklerin kaleminden çıkmış kuru metinlerden uzak, renklerle bezeli, sıcak ve içten bir çocuk kitabı var karşımızda. Kocaman bir şemsiyenin altında, annesi ve babasının yanında duran bir kız çocuğu “Büyüklerimin beni koruması, felaketlerden uzakta olmak, hayatıma çok çok mutsuzluk ya da gökten çok çok yağmur yağarsa kocaman bir şemsiyenin altında olmak benim hakkım.” diyor.

Bu alanda dikkat çeken bir diğer eser ise Süleyman Bulut’un kaleme aldığı ve Reha Barış’ın resimlediği Çocukların Hakları Var adlı kitap dizisi. Bu diziyi ilginç kılan ise Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin maddeleriyle ilgili ayrı ayrı kitap ve öykülerinin olması. Çocuklar eğlenceli öykülerin satır aralarına gizlenen haklarını bulup seçerken öğrenmenin sıkıcı olmayabileceğini de deneyimliyor.

Günün anlam ve önemini unutmamak için kütüphanemizin başköşesine, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin hemen yanına, hayvan hakları için de yer ayırarak istiflemeliyiz bu güzel kitapları. Ve eklemeliyiz çocuk haklarına; yerde görüp oyuncak sandığı havan topuyla parçalanan çocuğun, fabrikada çalışırken pres makinesine kapılıp can veren çocuğun, 12 yaşında 17 yerinden kurşunlanarak öldürülen çocuğun, bakkala ekmek almaya giderken başına gaz bombası isabet ettiği için aylardır hastanede uyanması beklenen çocuğun, 16 yaşında onlarca adamın tecavüzüne uğrayan çocuğun acısını. Kederimiz, öfkemiz mücadeleye dönüşsün diye. Türkiye’de yaşayan çocukların da haklarını öğrenebileceği koşullara sahip olabilmeleri için, hak ettikleri gibi yaşayabilmeleri için mücadele etmeli, kütüphanemizin başköşesindeki bu kitaplara yüzümüz yere düşmeden bakabilmek için hatırlamalıyız yakın geçmişi.

Çocuk Olmaya Hakkım Var, Alain Serres, Resimleyen: Aurélia Fronty, Çeviren: Füsun Önen, Yapı Kredi Yayınları, 41 sayfa

Kardeşlik Çemberi, Çocukların Hakları Var 1, Süleyman Bulut, Resimleyen: Reha Barış, Can Çocuk Yayınları, 60 sayfa
Anne Ben Yapabilirim, Çocukların Hakları Var 2, Süleyman Bulut, Resimleyen: Reha Barış, Can Çocuk Yayınları, 48 sayfa.

Sihirli Çaydanlık, Çocukların Hakları Var 3, Süleyman Bulut, Resimleyen: Reha Barış, Can Çocuk Yayınları, 56 sayfa
Hey Küçük!, Çocukların Hakları Var 4, Süleyman Bulut, Resimleyen: Reha Barış, Can Çocuk Yayınları, 48 sayfa