Tümelin Titreyişi (Barışcan DEMİR)

Çok az çeviri-metin, özgün dilinden çevrilmemiş olmasına rağmen övülmeye değerdir. Kierkegaard’un Korku ve Titreme’si de bu övgüyü hak eden nadir kitaplardan birisidir. “Başkasına sadâkat, bir iltica eylemidir.” diyen çevirmen N. Ekrem Düzen’in sadâkatini, uzunca bir süre iltica halinde metinde yaşamış olduğunu ortaya koyan, Korku ve Titreme’nin satırları arasında rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz.    Akıl ve Absürd    Kierkegaard,...

Buenas Noces Frida (Ahmet ERGENÇ)

Frida Kahlo toplumsal varlıkla kişisel varlığı ya da dış dünya denilen şeyle iç dünya denilen şeyi iç içe geçirmiş bir siyasi figür ve ressamdı. Bir yandan kendini Meksika devriminin kızı diye tanımlayıp, toplumsal bünyeye dâhil oluyor, bir yandan da şahsi bünyesindeki acıları ve hezeyanları resmediyordu. Çoğunlukla otoportrelerden oluşan resimlerinde en mahrem ve maraz yönlerini tuvale dökerken, bir yandan da sokakta ve dünyada olup bitenleri...

Mutlağı Reddeden Bir 20. Yüzyıl Filozofu (Dinçer DEMİRKENT)

Eric Hobsbawm, Kısa Yirminci Yüzyıl adlı eserine on iki yirminci yüzyıl insanının, yüzyıl üzerine söylediklerini alıntılayarak başlar. Alıntılarda ortak olduğunu söyleyebileceğimiz düşünce en dehşeti umutların ve felaketlerin yirminci yüzyılı karakterize ettiğidir. Yirminci yüzyıl hakkındaki imgelerimiz büyük hakikatler ve onlara eşlik eden sadakat ve ihanet hikâyeleriyle kaplanmıştır. Belki bir yanılsama, belki de kaçıştır geriye doğru uzanan...

Tutkulu Bir Devrimci (Anıl Ceren ALTUNKANAT)

“O halde, insan kalmaya bak. Temel mesele, insan olmak. Bu ise kararlı, dürüst ve neşeli olmak demek, evet, herkese ve her şeye rağmen neşeli olmak, çünkü sızlanmak zayıfların işidir. İnsan olmak demek, gerektiğinde tüm hayatını severek ‘kaderin büyük terazisine’ koymak, fakat aynı anda her aydınlık güne ve her güzel buluta sevinmek demektir (…) Tüm çirkinliklere rağmen dünya ne kadar güzel ve inan, zayıf karakterliler ve korkaklar olmasaydı,...

Eftelya’nın Hikayesi (Helin KÜÇÜK)

Kitabın yazarı Thomas Korovinis Eftalya ile (Çika ismi daha sonralarında bir takma isim olarak kendisine verilmiş. Yazının devamında bahsedeceğim) 1989 yılında İstanbul’da tanışmış. Kendi tabiri ile Eftelya “Yunan Konsolosluğu’nun önünde orada cüzi miktarda parasal yardım bulmaya çalışan son trajik figürlerden biri”. O zaman seksen yaşlarında olan Eftelya’nın, hikâyesini kendine has üslubuyla paylaştığı Korovinis bu kaydı sekiz yıl sonra Eftelya’nın...

“İlham Verici” Olmaktan Fazlası (Sevinç TOSUN)

Sosyoloji öğrencileri, disiplinin kurucu “babaları”nı öğrenirlerken bir ara kulaklarına onun adı da çalınır, sonra pek üstünde durulmaz, sınavlarda sorulmaz, geçer gider. Jane Addams. Bir kadın, üstelik üniversiteyle ilişkisi gayet mesafeli. Türkçe basımdaki Yayıncının Sunuşu’nda Chicago Okulunun ilham kaynaklarından biri olduğu belirtilmiş; ne kadar tehlikeli bir tarif! Bir kadından “ilham kaynağı” diye bahsediliyorsa, anlarız ki esas işi yapan...

“Türkiye ve Kolombiya sanıldığı kadar birbirine uzak değil” (Armando Romero ile Söyleşi: İdil DÜNDAR)

Kolombiyalı şair-yazar Armando Romero, Cajambre Nehri romanıyla ilk kez Türkçede. Bir polisiye romanın bütün özelliklerini taşıyan, ama tek bir polis-dedektif karakterin olmadığı bu roman, antropolojik metinden aşk hikâyesine, tarihi romana ve coğrafi anlatıya kadar çok sayıda farklı tür arasında geçiş yapıyor, Türkiyeli okurun edebi bir ilgi duyduğu Latin Amerika dünyasını özgün bir biçimde ele almaya çabalıyor. Romero, Kolombiya’da, Pasifik’e...

Türk Öykücülüğünde Tekrar Klasiği Yakaladı (Ayça KOCAVARDAR)

Bazı edebiyat yapıtları, cami avlusuna bırakılmış kimsesiz çocuklar gibi, bir köşede sessiz sedâsız doğar, yaşamları talihin, kısmetin, bahtın açıklığına bağlıdır. Bazen yıllar sonra fark edilir, kimi zaman unutulur gider. Gönüllü sürgün olarak 18 yıldır yurtdışında, ABD'de yaşayan, gazeteci-akademisyen-yazar Mahmut ŞENOL'un 2015 yaz başında gürültü patırtı çıkartmadan yayımlanmış hikâye kitabı, ortalıkta caka satan, rafları kaplamış kitaplar arasında...

Çiftlik İnsanları (Baran ÇAĞSU)

"Uzun Kuraklık" ve "Kazı", aynı dünyadan ve dilden doğmuş iki farklı verim. Aynı köyün farklı çiftliklerinde yaşanan iki hikâyeyi anlatıyor gibiler. Bize uzak ülkelerin edebiyatlarını tanımaya başladıkça farklı ufuklar açılıyor önümüze. Gerek yaşayış, gerek yaşamı algılayış, gerek bu yaşamın içinden akan insan hikâyeleri gerekse de bu insanların yaşamlarına eğilen yapıtlar, aslında tam da edebiyatın üstlenmesi gereken işlev üzerine düşündürüyor...

Dönüşüm Yahut Bir Kurban Hikayesi: Homo Economicus (Tevfik KALKAN )

Her şey kendimi Kafkaesk bir hikayenin içinde bulmam ve kaybetmemle başladı. İstanbul’un bunaltıcı kalabalığından sıkılmış ve bir sahil kasabasına tayin istemiştim. Ev tutup yerleştikten sonra kalan birkaç parça eşyamı almak üzere araba kiralamaya karar verdim. Arabayı alıp işimi gördüm ve kazasız belasız bir şekilde aldığım gibi teslim etmek üzere Beylikdüzü’ndeki plazalardan birinde yer alan bir araç kiralama şirketini aramak üzere yola düştüm...

Che’nin Ayak İzlerinde (Hatice EROĞLU AKDOĞAN)

Che’nin hayatıyla ilgili yazılmış çok sayıda kitap vardır. Bunlardan en önemlileri günlük tutma alışkanlığı olan Che’nin kendi yazdıkları çerçevesinde kurgulananlardır. Yakınları, çocukları ve en önemlisi onu idealleriyle buluşturan silah arkadaşı yoldaşlarının kattıkları Che üzerine olan yayın gerçekliğinin bir başka boyutunu oluşturmakta. Tabi bir de bunun dışında yaptıkları ve yapmayı düşledikleriyle devrimci bir fenomen haline gelen Che’yi...

Serçeler Bir Araya Gelince (Funda DEMİR)

Yaz resmi olarak biteli bir ay kadar olsa da, memleketimizin her an her şey değişebilir imajına uyum göstererek bayram tatilinin bitmesini bekledi gelmek için sonbahar… Mevsim dönümleri en güzel size onu hatırlatan şeylere rastladıkça oluyor… Okullar açılıyor, geceleri bir serinlik, uzun kollular neredeydi telaşı, manav tezgâhından göz kırpan mandalina ve yolları saran sarı yapraklar. Hoş geldin sonbahar. Yaz anılarımızda güzellik biriktiremez...

Aşk ve Ölüm Hakkında (Aysel SAĞIR)

“Nereden başlasam? Şimdi başımda kaynaşıveren tüm düşünceler şimdinin ürünü; saati, dakikası, tarihi yok. Dünkü bir olay benim için bin yıl önce yaşanmış bir olaydan daha eski ve etkisiz olabilir…” Aşk, yaşam, ölüm… insanlık için bir düğüm noktası olurken, çuvallaması da buralarda başlıyor. Her insanın buralarda açılan çukurların içine istemese de düştüğünü inkar edebilir miyiz (?) Var olma ve ölüm arasında salınıp duran yaşamın içinden bazen çok...

'Çocuğun Okuma Özgürlüğü Kısıtlanıyor' (Mine Soysal ile Söyleşi: Kadir İNCESU)

İçinde bulunduğumuz yıl 20. yaşını kutlayan Günışığı Kitaplığı yalnızca yayımladığı kitaplarla değil; Gençler için Zeynep Cemali Öykü Yarışması, eğitimciler için Eğitimde Edebiyat Seminerleri, yayıncılık sektörü için uzmanlık konferansı (Zeynep Cemali Edebiyat Günü) ile de fark yaratıyorMüren Beykan, Mine Soysal ve Hande Demirtaş tarafından kurulan, Yayımladığı çocuk ve gençlik kitaplarıyla yayın dünyasında kendisine kısa zamanda kalıcı bir yer...

Tava Ekmeğinden Öyküler (Ayşegül TÖZEREN)

Ahmet Büke kıyısından birbirine teyellenmiş öykülerini yeni bir kitapta topladı: “İnsan Kendine de İyi Gelir” ya da Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi. “İzmir Postası’nın Adamları” isimli ilk öykü kitabıyla 2004’te tanıştığımız Büke’nin edebiyat serüveni bu tarihten daha öncesine dayanıyor. Serüvende yaklaşık on yıl önce tohumlarını attığı Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi’nin de yeri var. Büke o günleri ON8 Blog’ta şöyle anlatmış: “Mevzu eski. Bir...