Umudun Arkeolojisi: Din ve Maddecilik (Bora ERDAĞI)

Bazı yazarların veya kitapların okunması için özel nedenler gerekir. Eğer bu özel nedenlerden yoksun sıradan bir okursak zaten okumamızın başarıya ulaşması, beklentilerimizin karşılanması mümkün değildir. Kısa sürede okumayı bırakıp sızlanmaya başlarız. Fakat kendi gündelik yaşam alanlarından hayata doğru ve hayattan kendi ilgi alanlarına doğru söz almak isteyen bir okursak, o zaman işler değişir. Yani sıradan okur için sıkıntı olan tüm imgeler,...

Kendine Yolculuk (Melike UZUN)

Hollandalı yazar Gerbrand Bakker’a ait Dolambaç adlı yapıt Türkay Yalnız tarafından dilimize çevrildi, geçtiğimiz günlerde Metis tarafından yayınlandı.Dolambaç, gerçek adını romanın sonuna kadar öğrenemediğimiz bir kadının kaçış öyküsü. Bu kaçış soyguncuların ya da casusların heyecan verici kovalamaca öykülerine benzemiyor elbette. Kendinden kendine yol alış, bazıları için bol hareketli Grange romanlarından daha ilgi çekici olabilir. Benim...

Uyandığım Rüya: Zen ve İncir Ağacı (Ayça AYGÜN)

Türkçe’de Zen üstüne kaynaklar hâlâ çok sınırlı. Üstelik söz konusu şiir olduğunda, Zen temalı bir şiir kitabına ulaşmak olası değildi. Değildi diyorum çünkü Ersan Erçelik’in “Uyandığım Rüya: Zen ve İncir Ağacı” adlı kitabı, Türk şiirinde ilk defa Zen’i bütünüyle ele alan, Zen şiirinin ruhuna uygun bir kitap ve Türkçe’de bir ilk.Zen sözcüğü, Sanskrit kökünden gelir ancak aslında yanlış bir telaffuzdan kaynaklanır. Sanskrit’teki anlamı “dhyana”dır....

"Televizyonculuk İdealistlerin İşi Değil" (Tuğrul Eryılmaz'la Röportaj: Esmahan AYKOL)

Gazetecilerin, “sen” diye hitap ettikleri insanlarla yaptıkları röportajlardan şahsen pek hoşlanmıyorum. Biraz sonra okuyacağınız röportaj onlardan biri. Umarım, istisnai biridir. BirGün Kitap’tan öneri geldiğinde, Tuğrul Eryılmaz’ın yanında, Sokak Dergisi’nde, röportaj yapmayı öğrenmiş bir insan olmak hasebiyle, reddedemedim. Eryılmaz, halen Radikal2’nin yayın yönetmeni ve son olarak geçen sene yayınlanan Kayıp Şehir dizisinde proje danışmanlığı...

Edebiyattan Televizyona (A. Ömer TÜRKEŞ)

Televizyon kanallarının edebiyata el atıp bir zamanların klasiklerini ya da günümüzün çoksatarlarını TV dizisi haline getirmesi tartışmalara yol açıyor. Sevdikleri romanların TV dizilerinde kesilip biçilmesine, günümüze uyarlanıp deforme edilmesine karşı çıkanlar haksız olmasalar bile karşılaştığımız bu durum ne yeni ne de yalnızca bize özgü. Edebi metinlerle sinema/tiyatro/televizyon arasındaki ilişki çok eskilere uzanıyor. Sinema tarihine baktığımızda...

İlkler Daima Özeldir (Gülşah Elikbank)

Bir roman düşünün ki 1897 yılında kaleme alınmış olsun ve halen ilk günkü heyecanıyla okuru sarsın sarmalasın. Üstelik bir de aynı isim ile sinemaya uyarlanan ilk yapım olsun. Tabii ki Bram Stoker’ın Dracula romanından söz ediyorum. Transilvanya’da yaşayan, ölümsüz vampir Kont Vlad Dracula… Yıllarca birçok farklı versiyonu çekilen Dracula, ilk olarak 1931’de Tod Browning tarafından beyazperdeye uyarlandı. İlk Dracula’yı ise Bela Lugosi oynadı. Yaşımdan...

“Gerçekçilik” ve Fantasma Arasında (Ebubekir AYKUT)

Game of Thrones (Taht Oyunları) dizi olarak yayınlanmaya başladığında fantastik eserleri sevenler tarafından ilgiyle karşılanmıştı. George R.R. Martin’in Buz ve Ateş’in Şarkısı adını verdiği yedi kitaplık fantastik romanı, dizi sayesinde geniş kitlelerce tanınır ve okunur hale geldi. Tabii kitap ve dizi hemen fantastik edebiyatın kurucu babası sayılan J. R. R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi ve senaryosu üçlemenin uyarlamasına dayanan filmler...

Yeşilçam'da Roman Uyarlamaları (Remzi ALTUNPOLAT)

Sinemanın edebiyatla olan ilişkisi aslında sinemanın doğuş yıllarına kadar gidiyor. Bu anlamda edebiyat, sinema için mümbit bir kaynak. İlk edebiyat uyarlaması George Meliés’in Jule Verne’in aynı adlı romanından uyarladığı, ilk öykülü film-aynı zamanda ilk bilimkurgu filmi- sayılan Aya Yolculuk (1902). Türk sinemasının gelişim seyri de bundan farklı olmayacaktır. Türk sinemasına uyarlanan ilk edebiyat eseri; 1916’da Sigmund Weinberg’in çekimlerine...

Çiçek Kokan Şiirler (Abuzer GÜLPINAR)

Ahmet Ada’nın yeni şiir kitabı “ Çiçek Kokan Ağzı “ bu hafta raflarda yerini aldı. Kitap tek bir bölümden oluşuyor. Her ne kadar şair, herhangi bir bölümlendirme yoluna gitmemiş olsa bile kitap doğal seyri içinde üç bölüme ayrılmış: Kadınlar, Çiçek Kokan Ağzı ve Aşk.Her bir bölümü ayıran sadece temalarının bütünlüğü değil, üç bölümün de arasında yer alan “Geldiler, Geldiler II , Geldiler III” şiirleridir. Bunun yanı sıra her bölümün başında bulunan...

Sorgulanmayan Hayat Yaşamaya Değmez (Ali BİLGENOĞLU)

20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biri olan Bertrand Russell (1872-1970) filozof ve politikacı kimliklerinin yanı sıra aktivist yönüyle hafızalarda yer edinmiş bir aydın. Birinci Dünya Savaşı yıllarından itibaren kararlı bir anti-militarist ve anti-emperyalist tutumunu, Soğuk Savaş döneminde nükleer silahlanmaya ve Vietnam Savaşı’na muhalefeti ile sürdüren Russell, en çok kendi ismiyle anılan Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi/Russell...

Sarkaç: Narsizm ve Hayatım (Bora ERDAĞI)

Belirli isimler ve/ya olaylar azıcık kültürlenmiş insanları klişelere götürür. O klişelerin derinliklerine inme şansı yakalayıncaya kadar da, isimlerin ve/ya olayların yerini klişeler doldurmaya devam eder. Yıllar yılları takip ettikçe eğer hayal kırıklıkları ortaya çıkmaya başlıyorsa ve işin kötü tarafı bu hayal kırıklıkları klişeleri zedelemeye başlıyorsa, ortaya daha büyük ve köklü bir kırılma çıkar. Aslında o artık bir ayrılık olarak kırılmadan...

Türkçe Şiirin “Kapı Bekçisi”nin Paralaksı (Bora ERDAĞI)

Terry Eagleton’un özyaşam öyküsünü anlatmayı denediği bir kitabın adı Kapı Bekçisi. Eagleton kitabında kendisiyle birlikte İrlandalı olmanın, yoksulluğun, Katolikliğin ve her şeye rağmen varolma mücadelesinin sınırlarını ifade eder. Bunu her zamanki gibi trajediden daha ziyade ironiye yatkın diliyle gerçekleştirir. Kapı Bekçisi’nin kaderi Marksist kültüralist ve estet Raymond Williams’la tanıştıklarında çoktan değişmeye başlar... Williams herkese...