Proleterleşen Öğretmenlik (Haldun ALKANAT)

Geçtiğimiz yılın Kasım ayında öğretmenler günü öncesi ve sonrasında arka arkaya bazı araştırmalar yayımlanmaya başladı. Eğitim-İş’in araştırmasına göre her on öğretmenden yedisi mesleği bırakmak istiyor, yüzde yetmiş üçü ise aldığı ücreti yetersiz buluyor. Türk Eğitim Sen’in araştırmasının sonucu ise öğretmenlerin yüzde seksen dokuzunun borçlu, yüzde altmış yedisinin ise tükenmişlik sendromundan muzdarip olduğunu ortaya koydu. Bu araştırmalar...

Mühendisler ve Toplumsal Değişim (Mutlu ARSLAN)

Tarih, toplumsal bir yaratı olsa da, tarih yazımı daima egemen kesimlerin elinde tuttuğu bir ayrıcalık olmuştur. Bu nedenle, bizlere “tarih” diye aktarılanlara şüpheyle yaklaşmak zorundayız. Kahramanlık hikâyelerinden, komplo teorilerinden ve iktidar güdümünden arındırılmış bir bakış açısı, tarihe asıl şeklini veren toplumsal mücadeleleri daha net görmemizi sağlayacaktır. Bir toplumun tarihine ilişkin bilgilerin güvenilirliğini sınamanın en kolay...

Hekimliğin Politik-Ekonomisi (Kansu YILDIRIM)

Hekimlik, tarihsel ve toplumsal olarak, gerek ilgilendiği alan gerekse inceleme nesnesi açısından özgül bir mesleki süreçtir. Geçmişteki pratik deneyimleri, günümüzdeki teknolojik yeniliklerle sentezleyerek ilerlemesinden ötürü, diğer iş kollarından farklıdır. Hekimler, tıbbi literatürü takip etmek zorunda olduğu kadar, tıp alanındaki son gelişmeleri, vakaları, tedavi ve/veya cerrahi işlemlerle ilgili çıkan araştırmaları izlemekle yükümlüdür. En...

Akademisyenin Proleterleşmesi (Göksu UĞURLU)

Bu satırları okumakta olan Birgün Kitap takipçisi, tahmin edilebilir ki, Türkiye’de üniversitelerin piyasaya endeksli hale geldiğinin gayet farkındadır. Hatta çok büyük ihtimalle bunun iktidardaki partinin, yani yıllardır üniversiteleri de içinde barındıran yozlaşmanın müsebbibi, yürütme görevini ifa eden hükümetin nasıl olup da üniversiteleri bu hale getirdiğinin bilincindedir. Hatta daha ileri gidip okuyucunun eleştirel düşünce içerisinden üretimde...

Avukatlığın Dönüşümü (Fatma IŞIK)

Son dönemde yaşanan sosyo-ekonomik değişimler, teknik ve teknolojik gelişmeler, yeni çalışma biçimlerinin ortaya çıkışı, piyasa ilişkilerinin yeni alanlara doğru genişlemesi diğer meslekler gibi avukatlık mesleğinin de dönüşümüne neden olmuştur. Zamanın “saygın” mesleklerinden, adalet ve hak aramanın, savunma hakkının mesleği olarak bir ölçüde toplumsal değer de üreten avukatlık günümüzde sadece “teknik bir iş”e benzemeye başlamıştır. “Avukatlık...

Mesleklerin Proleterleşmesi (Ebubekir AYKUT)

Okurların affına sığınarak o çok bilindik alıntıyla yazıya başlamak isterim. Karl Marx ve Friedrich Engels’in Komünist Manifesto’da söyledikleri: “Burjuvazi, şimdiye dek saygı duyulan ve saygın olarak değer verilen bütün mesleklerin halelerini söküp attı. Doktoru, avukatı, rahibi, şairi, bilim adamını kendi ücretli emekçileri durumuna getirdi”. Bu tespitin dile getirildiği zamanda ne kadar gerçek olduğunu tarihçilere bırakalım. Ama tespitin kapitalizmin...

Efe Murad’ın Şiiri Hakkındaki Göremeyişlerim (Büşra AKOVA)

-Başlık iyi oldu. -İyi mi bilemedim de öyle. -E şimdi ne diyeceğiz biz bu çocuğun şiirine? -Türkçe değil. Kelimeler Türkçe ve Latin alfabesini kullanmış. Fakat metinler Türkçe olmamış. Yüklemler, zamirler, edatlar, bağlaçlar falan kafasına huni takmış geziyor gibi. -Çok okuyunca -bir şiiri en az dört beş kere demek istiyorum- bir şeyler oluşuyor. -Net bir şey olmuyor ama. -Net ne var ki? -Hele dil söz konusuyken netlikten bahsedemeyiz. İkinci el...

O Son Sigarayı İçmeyecektin! (Tolga ARAS)

Will Self, günümüzün tuhaf ve sıra dışı yazarlarından, başarısı da bu özelliklerinden ileri geliyor. Hayal gücünü çalıştırması, gözlemciliği ve farklı sosyal çevrelerin dilini kullanması da cabası. Self, kitaplarında hiçbir şeyi okura hazır sunmuyor; hepimizden kafa patlatmamızı istiyor. Sıkça başvurduğu kara mizah ve modern hayatın eleştirisi, onu merak uyandıran bir yazar haline getiriyor. İzmarit isimli yeni romanı da bu merakı perçinleyen bir...

Sınırları Aşan Bir Seri (Eren Yücesan Cendey ile Söyleşi Cem ALPAN)

Elena Ferrante’nin çevirmeni Eren Yücesan Cendey, “Napoli Romanları”nı ve dizinin ilk cildi Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım’ı anlattı. Elena Ferrante’nin Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım ve devam romanı Yeni Soyadının Hikâyesi’ni (Eylül ayında raflardaki yerini alacak) kısa süre içinde çevirdiniz. Bildiğim kadarıyla “Napoli Romanları” dizisinin üçüncü kitabı Terk Edenler ve Kalanlar’ın da çevirisi bitme aşamasında. Bize kısaca bu romanlardan,...

“Özgürlük, Hiçbir Kimliğin Tuzağına Düşmemektir” (Nihan ÖZYILDIRIM)

Olivier Roy’nın, yayıncılarından Jean-Louis Schlegel ile söyleşisi olan Kayıp Şark’ın Peşinde,birçok bakımdan ilginç ve zevkli bir kitap. Her şeyden önce bir hayat hikayesi; üstelik maceralı, sıradışı, farklı coğrafyalarda geçen ve enteresan dönemlere tanıklık etmiş bir hayatın hikayesi. Diğer yandan, Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyayı yakından ilgilendiren meselelerde söz söylemeye ehil ve Türkiye’yi de iyi bilen müstesna bir uzmanın görüşlerini,...

Resmi Olmayan Tarihi De Zorlamak (Şöhret BALTAŞ)

Bir Afrika özdeyişi, “Aslanlar kendi hikâyelerini yazmadıkça, avcıların hikâyelerini dinlemek zorundayız” der. Resmi tarih ile gerçek tarih arasındaki karşıtlığı bu kadar yalın bir biçimde ortaya koyan başka bir söz bilmiyorum. Hele bugünlerde, Ortadoğu’da iktidar ve rant avına çıkmış olan avcıların anlattığı kahramanlık hikâyelerinin teşhir edilmesi için bu sözü sıkça hatırlamaya/hatırlatmaya öyle çok ihtiyacımız var ki… Ancak bu mesele, hiç...

Bonzai, Zambra, Trileçe (Melike UZUN)

Kısa cümleli kitapları severim. Kısa cümleli yoğun kitapları daha çok severim. Pek yakında okuduğum iki novella bu türden: Zambra’nın Ağaçların Özel Hayatı ve Bonzai’si. Bonzai’nin kahramanı Julio. Ağaçların Özel Hayatı’ndaki  Julian’ın adı ise bir yanlışlık eseri. Nüfus memuru Julio ismini yanlış anlayarak nüfus cüzdanına Julian yazıyor. Zambra sanki Bonzai’deki Julio’yu anlatacaktır ama nüfus memuru buna izin vermemiştir.  Demem o...

Başka Bir Orman Bu; Tenekeden (Funda DEMİR)

Bir ormanı var eden nedir? Ucu bucağı görünmeyen, gündüzleri bulutlara, geceleri yıldızlara değen ağaçlar, kuşlar, sincaplar, tavşanlar, domuzlar, kaplumbağalar, rengârenk çiçekler, şifalı bitkiler, nefis meyveler... Her mevsimi ayrı güzellikte yansıtan renkler, içimize çekmeye doyamadığımız çam kokusu. Dokundukça iyileştiren toprak. Rüzgârın dinginleştiren uğultusu... Bir ormanı var eden nedir, derseniz bana; şimdi, şu anda bunların hepsi bir...

Metin Kurt Yalnızlığı, Bu Toprakların İsyanı (Aydın İLERİ)

Bir futbol efsanesi; Metin Kurt, nam-ı diğer “Çizgi Metin”, bundan üç yıl önce 24 Ağustos 2012’de İstanbul’da yaşama veda etmişti. 70’li yıllarda Türk futbolunun yetiştirdiği en önemli isimlerdendi. 15 Aralık 1947’de İstanbul Fatih Karagümrük’te doğan Metin Kurt, gençlik yıllarında profesyonel futbolcu olan abisi İsmail Kurt’un izinden yürüdü. Gönlünü meşin yuvarlağa kaptırdı. Atatürk Erkek Lisesinde futbola başladı, sonra amatör olarak oynadığı...