“Melankoli ülkesi”ne Nasıl Gidilir (Selin AVAZYAN)

Rumen yazar Mircea Cărtărescu’nun birinci cildi geçtiğimiz yıl Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan eseri  Orbitor dünya romancılığına bir hayat öpücüğü olmuştu. Kaleminin yakın bir gelecekte Nobel ile taçlanması kuvvetle muhtemel bu heyecan verici yazarın dev eseri Orbitor, ikinci cildi ile yeni yılın ilk aylarında yine Ayrıntı Yayınları kanalıyla Türkçe okurlarıyla buluşacak .Bu yıl “Mizah: Hayata Gülümseyerek Bakmak” temasıyla düzenlenecek...

Efendisiz Toprak Aşkına (Zeynep Ceren EREN)

1900’lerin başları, Romanya kırsalı. Bir avuç zengin toprak ağasının zorbalığı altında sefaletten, yokluktan, açlıktan kırılan köylü yığınları, ırgatlar. Birbiri ardına ölen kadınlar, adamlar. Yaşlılar ve hastalar. Ama elbette en çok çocuklar. En kırılgan, en zayıf çiçekler. Bir tarafta zenginlik, ihtişam, modern ışıklar ve parlaklık dolu Bükreş hanedanlığı ve büyük toprak sahibi aristokrat sınıf Boyar’lar, yani ‘Efendiler’, diğer yanda hayvanlarıyla...

Ölümden Kurtulan Yapıttır (Şamil YILMAZ)

Eugène Ionesco, Fransız avangart tiyatrosunun en büyük isimlerinden biri. Aynı zamanda da absürt ya da “uyumsuz” tiyatronun kurucu isimlerinden. Hatta, Ionesco olmasa, akımın kendisini birebir karşılayacak bir isim dahi olmayabilirdi elimizde. Buradan bakıldığında, absürt demek, biraz da Ionesco demek. Diğer isimler daha çok kısmi biçimsel eğilimler, sınırlı tema ortaklıklarıyla akıma dahil edilseler de, Ionesco, kendi başına bütün bir absürdü...

Karnavalın Mizahı (Bulut YAVUZ)

Mizah denildiğinde, akla genel olarak modernizmle eşzamanlı olarak ortaya çıkan öznenin "öteki"ye karşı giriştiği değerden düşürme çabası gelir. Özne önce bir şeye yabancılaşır, sonra onu alay ederek ya da komik bir hale sokarak kendisini olumlar. Burada alay edilen nesneleşmiş ve alay eden ile bir karşıtlık ilişkisine girmiştir. Öznenin edimi onun yabancılaşmasını daha da derinleştirir. Karikatürler, politikacıların komik taklitleri, klişe cümlelerin...

Bergson’dan Bir Saygı Duruşu (Barışcan DEMİR)

Bilindiği gibi Aristoteles’in Poietika’sı aslında biri tragedyayı, diğeriyse komedyayı incelemeye adanmış olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktaydı. Aristoteles’in komedyayı ve onun etkilerini işlediği düşünülen Poietika’nın bahsi geçen bu ikinci bölümü, onun külliyatının Ortaçağı sağ olarak atlatamamış kısımlarındandır. Bergson’un Gülme isimli eserini, tarihsel bir kopukluğu onarmak için girişilmiş bir saygı duruşu olarak okumalıyız....

Mizahtaki İroni (Murat ÖZBEK)

Friedrich Schlegel, ironi için “sürekli parabasis” der. Romantik dönem ironinin belirgin bir özelliği olan “parabasis” antik yunan tragedyalarında, oyun aralarında izleyiciyi tragedyadan uzaklaştırmak için yöneticileri, devlet adamlarını, dalkavukları iğneleyen mizahi oyunların sergilendiği kesitlerdi. “Sürekli parabasis” tanımlaması ironi ve mizah arasındaki ilişkiyi netleştirme çabası olarak görülse de bu konuda acele etmemek gerekir. Zira ilk...

Mizahta Şaşırtmak Esastır (Tan Oral ile Söyleşi: Serap ÇAKIR)

Tüyap Kitap Fuarı’nın onur çizeri Tan Oral’ın elli yılı aşan sanat yaşamının ardından dünyaya bakış açısını görmenizi istedim biraz. Değişen mizah anlayışından, geçip giden iktidarlardan ve günümüz dünyasından konuştuk. Bakın neler söyledi… Çizime başlama hikâyenizi merak ediyorum doğrusu. Çocuk yaşlarda başlamamışsınız öyle mi? Ben tembelliğe çocukken başladığım için, bu iş bugüne kadar geldi ama o konuda da başarısız oldum. Yeterince tembellik...

Gerçeküstü Bir Dünyanın Öyküleri (Semrin ŞAHİN)

John Maynard Keynes “Kelimeler sert olmalı çünkü onlar düşünmemeye karşı, düşüncenin saldırısıdır” der. Kerem Işık’ın Iskalı Karnavalı’nın kelimeleri değil ama konuları çok sert. Bu sertliği karakterler üzerinde, mekânda, dilde hissediyor okuyucu. Yazıldığı dönemin korku ve baskı ortamı üretilen eserlerde mutlaka bir karşılık bulur. İşte Kerem Işık’ın Iskalı Karnaval’ı  böyle bir siyasi ortamda yazılan bir öykü kitabı. İnsanlar üzerinde oluşturulan...

'Finzi-Contini'lerin Bahçesi' (Selim ÇAĞLAR)

Giorgio Bassani üzerine internet üzerinden kısa bir araştırmaya çıktığımızda ilk olarak karşımıza çıkan şunlar oluyor: Şair, romancı, çevirmen ve faşizm karşıtı önemli bir aktivist. Bunların yanında, odak eserlerine doğru çevrildiğinde ise "bireyin yaşamını çağın olayları içinde irdelemesiyle bilinir," diye bir tanımlama çıkıyor ki bu, Bassani'yi anlama noktasında kilit bir noktada duruyor. Çünkü Bassani ne yazarsa yazsın çağın olayları, akan...

Bir Çöl Gezegeni (Burcu ULUÇAY)

ABD’li bilimkurgu yazarı Frank Herbert, gazetecilik yaptığı 1950’li yıllarda kum tepelerinin kontrol altına alınmasıyla ilgili bir makale yazmaya karar verir. Ufacık kum tanelerinin bir araya gelerek geniş bir çevreyi etkisi altına alacak güce ulaşması, kendi sözleriyle Herbert’ı “büyüler.” Bir süre sonra çöllerin ekosistemini araştırmaya başlayınca, Dune serisini ortaya çıkaracak fikir doğar: Baştan sona kum tepeleriyle kaplı bir gezegen. Çöl...

Çin Üzerinde Kızıl Yıldız (Korkut BORATAV)

Bu kitabın yazarı Edgar Snow 1905’te Amerika’da, Kansas City’de doğdu. Missouri Üniversitesi’nin gazetecilik bölümünü bitirdi. 1928’de bir dünya gezisi yapmayı karar verdi. Ancak, Şanghay’dan öteye gitmedi; Çin’e yerleşti ve sonraki on üç yılını Çin’de geçirdi. Üniversiteden arkadaşı olan J.B. Powell’in çıkardığı China Weekly Review’da çalışmaya başladı. Zamanla Japon-Çin savaşını en yakından izleyen Batılı gazetecilerden biri olarak tanındı. Yencing...

Kült Filmlerin Artık Kitapları Var (Rıza OYLUM)

Sinema yayıncılığı özellikle son birkaç yıldır oldukça zenginleşti. Dünya literatürünün birçok temel sinema kitabı artık Türkçe olarak yayınlanıyor. Bu dönem içinde yayınlanan sinema kitapları serilerinden biri, daha önce örneğine sık rastlanmayan bir deneme içeriyor.  Bir film üzerine bir yazarın yazdığı kapsamlı analizler. Bir filmden bir kitap çıkar mı? Bakmasını bilirsen kaldırımın altından okyanus çıkar. Dünyanın önemli sinema merkezlerinden...

Zamanın Eli (Kübra YÜZÜNCÜYIL)

Aylardan Temmuz, ablamın randevusu var. Doğurmak için randevulaşmış doktorla. Şu saatte alacak beni, şu saatte yanınıza gelmiş olurum diye konuşuyor. Karnına dokunuyorum, avcumun sıcaklığıyla uyanıyor cuncacık. Çok uzun bir yoldan gelecek diyorum, çok uzun bir yol varmış gibi elimin altında. Hastane sabahı anneannem geliyor Nallıhan’dan. Nerde bizim sakız patlağı diyor. Hani gelmedi mi daha? O sırada hemşire giriyor içeri. Vakit geldi diyor, götürelim...

Bir Gün Tek Başına Yeniden (Ayşegül TÖZEREN)

Vedat Türkali’nin büyük eseri “Bir Gün Tek Başına”nın yayınlanmasının üzerinden 40 yılı aşkın süre geçmesine rağmen, romanda anlatılan toplumsal ve bireysel çelişkilere yaşamlarımızda hala tanıklık ediyor oluşumuz bir yanıyla acı, bir yanıyla da edebiyatın gücünü göstermesi açısından değerli.“Bir Gün Tek Başına” politik bir roman. Türkiye’nin 50’lerden 60’a doğru değişen siyasi iklimi, sessiz sedasız kurulan emek sınıfının gizli tarihi, büyük kentlere...