Birikmek ve Dinmek (Onur AKYIL)

Gülten Akın’ın ‘beni sorarsan’ı, her şeyden önce, birikmek ve dinmek sözcüklerinin yerleşik anlamlarını zihnimizde yeniden tasarlamaya olanak tanıyan bir kitap. İnsan öznenin şeyleri biriktirdiğinde çoğaldığını / çoğalttığını izleriz; oysa bir yandan da biriktirmenin esas kazanımlarından biri azaltmaktır; azalmanın dışsal değeri / karşılığı / yer yer vuruculuğu ise dinmek eylemine yaslanır. Az (!) sözcükle yazılmış bir şiirin belki de kendine...

Usul Akan Su: Munro (Şenay Eroğlu AKSOY)

Alice Munro uzun öyküler yazıyor. Bir cümle ya da paragrafı etkili kılmak, o cümle ya da paragrafı kurmacanın gerçekliğine sımsıkı bağlamak için yazılmış onlarca sayfa. Ne kaybeder ki daha kısa olsa, sorusuna verdiğiniz yanıt Munro’nun kalemini, onunla aynı yola düşmüş olanlardan ayıran, onu biricikleştiren şey oluyor. Nerdeyse hemen her öyküsüne kahramanlarından birinin adıyla, birden, giriş yapıyor Munro. Okuru hazırlamadan, bir girizgâha gereksinim...

Gülten Akın'dan Yeni Dizeler (Başak BAYSALLI)

Gülten Akın’ın “Beni Sorarsan” adlı şiir kitabı ekim ayında Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. İlk kitabını 1956 yılında yayımlayan Gülten Akın, şiirin beslendiği geleneği kendi duygu ve düşünce dünyasında yeniden şekillendirerek bugüne taşıyan şairlerden biri. 1950’li yıllarda yazmaya başladığı şiirleriyle İkinci Yeni’nin şiir anlayışına yakın duran, ancak 1970’li yıllardan itibaren toplumcu duyarlılığı yansıtan şiirleriyle dikkat çeken,...

Alice'i Severiz Kendinden Ötürü (Zeynep SÖNMEZ)

Alice Munro Nobel edebiyat ödülünü aldıktan sonra, bu durumu öykünün zaferi olarak yorumlayanlar oldu. Nobel’in, giderek siyasallaşan yüzüne rağmen, bir yazara ve onun eserlerine dünya çapında ün kazandıran ya da onları dünya edebiyatına mal etmeyi olanaklı kılan bir ödül olmasını göz önüne alarak mı kullandılar “zafer” kelimesini? Yoksa bu övgü, öykü türünün romanı “sol”layıp geçen ve kendi yerini sağlamlaştıran bir tür olduğunun kanıtlanmasından...

Alice'in Kadınları (Feride Cihan GÖKTAN)

Egeli Kadın Yazarlar platformu üyeleri Alice Munro'yu konuştular. Çok ilginçti haliyle. Yazmak eyleminin o baş döndürücü zevkinin tüm acılarıyla yoğrulmuş bu kadınlar şimdi toplanıp, yazdıklarıyla en sonunda taçlandırılmış bir başka yazma sevdalısı kadını konuşuyorlardı. Uzak bir ülkenin hiç tanımadıkları 82 yaşındaki yazarı kazandığı o kocaman ışıltılı ödülle, kendi yazarlık serüvenlerinin yorgun yüzünü umutlandırmış ve bütün dünyadaki...

Belalı Bir Yapboz (Yalçın HAFÇI)

Herkesin travmatik bir biçimde dünya ile tanıştığı bir nokta vardır. Ama her zaman yola devam etmekten söz edilir. Olabildiğince güçlü kalarak yola devam etmek, bütün soruların cevap anahtarıdır adeta. Sabah yatağımızda gözlerimizi açar açmaz omuzlarımızda ağırlığını hissettiğimiz hayat devam etmektedir zira. Ve güne başlamak için elbiselerimizi bize giydiren güç ise çoğunlukla unutkanlıktır. Böylece hayat yeniden kurgulanır, yeniden tanımlanır,...

"Asıl Hikâye Kilitli Sandıklarda" (Nermin Yıldırım ile Söyleşi: Doğuş SARPKAYA)

Geçmiş bugün arasında gidip gelen, geçmişin günahlarını bugünün gündeliğe dönüşen gaddarlığıyla harmanlayıp toplumsal gerçekliği anlatmaya çalışan romanların artmaya başladığı bir dönemdeyiz. Geçmişle bir tür hesaplaşmaya girişen bu kitaplar, aynı zamanda bugünü anlamanın anahtarını taşıyor. Bugünün parçalanmış dünyası, bu tarz romanlarla daha anlaşılır olabiliyor. Nermin Yıldırım’ın Doğan Kitap’tan çıkan Saklı Bahçeler Haritası geçmişle bugün...

Belleğini Yitiren Tilki Aramızda (Nuray GÖNÜLŞEN)

Bir çift göz; parlak mı parlak ışıltılı mı ışıltılı gülen gözlerle doğrudan size bakıyor. Belli anlatacak bir hikâyesi var, öylece sokulmuş yanı başınıza. Bir tilki bu. Akıllı ve güzel bir tilki. Uzun uzun bakıyor size ve başlıyor gözleriyle konuşmaya. Ve siz dalıp gidiyorsunuz onun gözlerinde yanıp sönen bir çift yaşam ateşine…Belleğini Yitiren Tilki’nin Öyküsü Gergedan Yayınları’yla geldi bize. Almanya’nın en iyi illüstratörlerinden Martin Baltscheit’ın...

Bir Efsanedir Rıfat Ilgaz! (Mehmet ÖZÇATALOĞLU)

Rıfat Ilgaz yaşamı boyunca toplumsal sorunlara kafa yormuş bir aydındı. Bu kafa yormalarının, sesini yükseltmelerinin bedelini de fazlasıyla ödedi. Ama bugün hâlâ anılıyorsa, toplumsal sorunları kendisine dert etmesindendir.O, sınıfın efsanesiydi. Yazmış olduğu “Hababam Sınıfı” dizisinin filmleri yapıldı. Ve üzerinden bunca yıl geçmiş olmasına rağmen defalarca (belki yüzlerce kez) izlenmiş olmasına rağmen hâlâ kahkahalarla izleniyor. O günlerde...

İslam Tarihinin Materyalizmi: Hikmet Kıvılcımlı’nın ‘Allah-Peygamber-Kitap’ı (Ahmet KALE)

1935 yılı. Dr. Hikmet Kıvılcımlı “kendi elimle kurup partiye (TKP) mal ettiğim” dediği Marksizm Bibliyoteği yayınevini kurmuş, parti adına yayınlara başlamıştır. Yayınevinin ilk kitabı Karl Marx’ın Gündelikçi İş ile Sermaye kitabının çevirisidir. Bu kitabın arkasında, yayımlanması planlanan eserlerin listesi vardır. Bu listede sırasıyla; “Din Tarihinin Materyalizmi”, “İslam Tarihinin Materyalizmi” ve “Osmanlı Tarihinin Materyalizmi” vardır. Bu...

Mercier'den Tabulara Dair Bir Roman (Başak BAYSALLI)

Romanlarında Pascal Mercier, adını kullanan yazarın gerçek adı, Peter Bieri. Felsefeci kimliğinin ardında yazdığı kitaplarında gerçek adını kullanan yazar, romanlarında Pascal Mercier adını tercih ediyor. Dil ve zihin felsefesi alanında çalışmasına rağmen romanlarında ahlak felsefesi etrafındaki temaları öne çıkarıyor. 2004 yılında yayımlanan, varoluş, yalnızlık, yabancılaşma gibi temaları birleştiren ve bireyin içinde bulunduğu durumu sorgulayan...

Denetim Altındaki Bedenler (Ömer İZGEÇ)

Özellikle son yıllarda sosyal medyanın yaygınlaşması, hayvan istismarının kullandığımız kozmetik ürünlerden yatağımızdaki yastığa, tabağımızdaki yemeğimizden içtiğimiz kahveye, giydiğimiz ayakkabıdaki deriden tükettiğimiz süte yaşantımızın bir parçası olduğunu daha görünür kıldı. Türümüzün bu dizgesel zulmü ülkemizde de son dönemlerde tartışılmaya başlandı. 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde paylaşımlar arttı, müşterek bir bilinç oluşturmaya teşne...

Galata Köprüsü’nde Bir Şair (Yonca Güneş YÜCEL)

Sema Kaygusuz’un ilk oyunu olan “Sultan ve Şair,” hatırladıklarımız ve unuttuklarımızla sanki belleğin oyununu oynuyor bize. Sultan ve Şair karşılaşması, belleğin tüm kırılganlığını anlatmak üzerine kurgulanmış. Zamandaki buğu, Galata Köprüsü üzerindeki deniz havasının rutubetine saklanarak bir sızı yaratıyor yürekte. Anlıyoruz ki, her şey mızrağını şairin göğsünde unuttuğunu söyleyen bir Sultan’la başlıyor. Sonrasında aynı Sultan “Endülüslü...

Macera Dolu Latin Amerika (Ersoy SOYDAN)

BirGün okuru olup da Latin Amerika'yı merak etmeyen yoktur herhalde. İnsan nasıl merak etmesin, Che orada, Castro orada, Marcos orada, Nikaragua'dan Bolivya'ya kadar verilmiş büyük devrimci mücadeleler orada. İşte sevgili hemşehrim Okan da, almış sırt çantasını ülke ülke gezmiş Latin Amerika'yı ve ortaya alternatif bir gezi rehberi çıkmış. İyi, kötü bende gezgin sayıldığım için sorarlar hep, hangi parayla geziyorsun diye. Vallahi cep delik cepken...

Şiddet’e Çözüme Katkı Sunacak Bir Kitap (Mehmet ÖZÇATALOĞLU)

Farkında mıydınız bilemiyorum fakat değilseniz de ben söylemiş olayım 25 Kasım, “Kadına Karşı Şiddete Hayır” günüydü. Her yıl bir çok ülkede ve de ülkemizde şiddete karşı, yaşanan şiddete dikkat çekmeye yönelik etkinlikler gerçekleştirilir. Ve genel olarak, ülkemizde tam da bugün şiddete maruz kalan kadın sayısı diğer günlere oranla artış gösterir. (En azından televizyon kanalları, gazeteler o gün daha dikkatli davranarak şiddeti haberleştirdikleri...

Vücudumuzdaki Evren (Selcan KARABULUT)

Uzayın bir bölgesi ile diğer bölgesi aynı miktarda yıldız ve gökadası barındırıyor. Bu durumu açıklamak için uzmanlar Büyük Patlama modelini ileri sürüyor. Büyük Patlama modeline göre evren ilk önce bir noktada birikmiş aşırı yoğun ve sıcak bir enerji topu idi. Aniden ve kısa zamanda genişleyerek önce elektronları, protonları sonra atomları ve en nihayetinde gökcisimlerini oluşturdu. Dünyanın öyküsü, Büyük Patlama ile 13,7 milyar yıl önce başladı....

"Hayatiyet boğucu buyrukları aşar. Ferman padişahın, parklar bizimdir." (Tarık Günersel ile Söyleşi: İsmail BİÇER)

Tarık Günersel, şiirimizin çok yönlü ve özgün isimlerinden biri. Şiire ‘poetik’ pencereden bakanlar, onun şiirini ‘denyesel şiir’ olarak adlandırsa da, şiire ‘biçim’ açısından getirdiği yenilik tam da şiirin ruhuna uygun bir durum. Günersel’in şiirleri başkasının şiirleriyle asla benzerlik göstermiyor. Şiirlerindeki bu farklılığın temellerinde sinema, tiyatro, müzik, çeviri ve öykü yazarlığının kuşkusuz büyük izleri bulunuyor. “Dünya Uygarlığı...