Yarım Doz Antabus (Sacide ALKAR DOSTER)

Yazar, kitabın son satırında şöyle der: “Şimdi sayfayı çevirebilirsiniz.”

Onun okurdan beklediği Leyla’yı düzlüğe çıkaracak diğer bir son beklentisi midir bilinmez, ama okurun gelecekten beklediği Leylaların katil ya da orospu olmadığı bir hayattır.

Genç yazarlarımızdan Seray Şahiner’in üçüncü kitabı Antabus, raflarda yerini aldı. Yazar 2006 yılında “Gelin Başı” adlı öykü kitabıyla Yaşar Nabi Nayır gençlik ödülüne, 2012 yılında ise “Hanımların Dikkatine” adlı öykü kitabıyla Yunus Nadi öykü ödülüne layık görüldü. Öykü kitaplarından sonra okurlarının karşısına bir romanla çıkan yazar, her gün televizyonlarda karşılaştığımız, okumadan geçtiğimiz üçüncü sayfa hikâyelerinden biriyle çağırıyor okuru içeri. Kadınlığın her gün maruz kaldığı türlü şiddet halleri, Leyla’nın öyküsüyle hayat buluyor kitapta.

Biliriz, duyarız, görürüz onlar orada bir yerde kıvranıp dururken, vicdanımızı susturacak nedenleri sıralarız art arda. “Orda olduğunuzu biliyorum! Seyredenler hep olur… Sokakta adam, Allah yarattı demeyip bir tane vurunca, akraba düğünlerinde azarlarken, evde dayak yerken bile… Belki gece yatarken kocanıza-karınıza, “Adam da Leyla’ya ne zulmediyor valla içim parçalandı,” diye dertlenir, benim kaşım gözüm paralanırken parçalanan içiniz için merhamet toplarsınız.” Leyla’nın henüz kadın bile olmamışken oldukları, tokat gibi çarpar okurun yüzüne.

Kitapta kadınların karşılaştıkları şiddet karşısında devletin izlediği yola ilişkin zaaflar da önemli yer tutar. Kocasından yediği dayağa nicedir katlanan Leyla, bu kez kızına atılan tokatla kendini polis karakolunun önünde bulur. Polislere kocasının yaptıklarını anlatıp şikâyetçi olmak istediğinde aldığı cevaplar, iç acıtıcıdır. Bu durumun aile meselesi olduğuyla başlanıp, çocuğuna yazık, yıkma yuvanı telkinleriyle devam eden, kol kırılır yen içinde kalır deyimleriyle son bulan bir zabıt tutulur. 

Bazen hayat planlar yapmak için yeterince korunaklı değildir. Leyla kaygan zeminde yalpalaya yıkıla, umudunu yitirmeden yaşam savaşını vermeye devam eder. Başını her kaldırdığında karşılaştıkları, hikâyesinin mutlu sondan uzak olacağının bir kanıtı gibidir. O yüzdendir ki “Remzi (Leyla’nın kocası) ölmezse biz ya orospu olacağız ya katil” der durur.

Leyla’nın olmak istediği tek şey kendisiyken, sadece kadın olduğu için muhtemel bir dizi şey olmak zorunda kalır. “Ben, Osman kızı Leyla, Remzi’nin karısı Leyla oldum. Bana sorsalar, sadece “Leyla” olmak isterdim. “Leyla’yla Mecnun” bile değil düz Leyla…”

Aile içi şiddet, çocuk yaşta işçilik, tecavüz ve kadının kendi bedeni üzerinde söz sahibi olması gibi, günümüzde çokça tartışılan ve tartışıldıkça da henüz gelişememiş erk yanlarımıza değen konular, trajikomik bir üslupla dile getiriliyor kitapta. Yazar yalın ve canlı bir dil kullanıp, çarpıcı bir olay örgüsü kuruyor romanında.    

Halen hâlihazırda Birgün Gazetesi ve Ot dergisinde yazmakta olan Şahiner yeni kitabıyla kırılgan yanlarımızı daha çok kanatacağa benziyor.

Tabi sayfayı çevirmeye cesaretiniz varsa?   

ANTABUS, Seray Şahiner, Can Yayınları, 2014.


0 yorum:

Yorum Gönder