Balzac’tan İki Gelinin Anıları (Semih ÖZTÜRK)

Mémoires de deux jeunes Mariées, Türkçe adıyla  “İki Gelinin Anıları”, ilk olarak 1840–1841 yılları arasında La Presse gazetesinde yayınlandıktan sonra 1842 yılında kitap haline getirilerek basılmış.

Bu romanında Balzac, iki genç kızın mektuplaşmaları üzerinden hem dönem içerisindeki  toplumsal değişim sürecini, hem de iki zıt düşüncenin hayat yoğunluğundaki demlenişini ele alıyor. Zaman akışındaki boşluk, insan tabiatından güneşli balkonlara açılırken varoluş sorunsalından da nem kapıyor. Mantık ve aşk temelinde gelişip ilerleyen iki ayrı düşünce, yaşam tecrübesiyle olgunlaşırken değişen siyasi yapının da vaziyetini gözler önüne seriyor. Yani yazar, daha ilk sayfalardan itibaren yaşayan bir hikâyenin sözcülüğünü yaparak karakterlerine nefes aldırmaya başlıyor.

Louise ve Renée, eğitim gördükleri manastırdan ayrılıp ailelerinin yanına döndüklerinde, sonrası için kuracakları hayatın muhasebesini karşılıklı olarak yapmaya çalışıyorlar. Louise, aşkı ararken mantığı öldürüyor. Reneé ise kendi kurduğu yapının etrafında dolanıp duruyor.  Bu durum, kişiliklerinde sabit duran düğümlerin çözülmeye başlamasıyla birlikte açığa çıkıyor. Mektupların her birinde ayrı bir detay, ayrı bir derinlik ve değişim adım adım gözler önüne serilirken hikâye edilen dünya, tarihin de dönüştüğü önemli bir zamandan viraj almaya çalışıyor. Karşılıklı olarak aktarılan tavsiyeler, aynı zamanda yaşam içerisinde tecrübe ediliyor. Böylece ihtiyaç duyulan sonuç ilişkisini mevcut sebeplerden arındırmak mümkün olabiliyor. Balzac, eserlerindeki temel yapının insan korkusundan beslendiğini bir kez de bu romanında göstermiş oluyor. Arka planda gördüğümüz yapı ise, günlük yaşamdaki yapılanmaların alışkanlıklarla olan bağını da ayrıca irdeliyor. Öte yandan bir tür sorgulama mekanizması kurmayı da ihmal etmiyor. 

Kadının toplum içerisindeki duruşu, romandan damıtılabilir bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Renée, Louise için yazdığı mektubunda bu gerçekliği açıkça ifade ederken, aynı zamanda kişisel denge unsuruna da değinmekten geri kalmıyor.  ‘’Bizim yaşadığımız bu ıssız, uzak yerlerde egemenlik kadının elinde olmazsa evlilik yaşamına dayanılamaz. Bir kadında hem bir kadının çekiciliği, hem de bir eşte aranan meziyetler bulunmalıdır.’’ (Syf. 70, XII. Mektup) Yani aile kurumunun temelindeki biçim, mantık düzleminde kurulan bir ilişki inşaa eden Renée tarafında bu şekilde ifade ediliyor.

Roman, hem yazıldığı dönemin atmosferini, hem de birbirinden uzakta olgunlaşan iki kadının kurmaya çalıştıkları dünya yapısını okuyucunun karşısına getiriyor. İki Gelinin Anıları, Balzac’ın incelikle ördüğü insan tahlillerinin en kıymetlilerinden bir tanesi olarak dünya edebiyatındaki yerini zaman geçtikçe kıymetlendiriyor.




İKİ GELİNİN ANILARI, Honoré de Balzac, Oda Yayınları, 2000.


0 yorum:

Yorum Gönder