Küçük Prens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Küçük Prens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

“Küçük Prens: Hiç Eskimeyen Bir Kitap/Her Daim Arkadaşımız” ( Mehmet ÖZÇATALOĞLU)

Bazı kitapları vardır. Yıllar geçer, yayıncılar değişir ama o kitaplar hiç değişmez. Çocukluk döneminizde okumuşsunuzdur. Hem de birçok defa okumuşsunuzdur. Yetişkinlikte de okumuşsunuzdur. Sonra belki çocuklarınıza da okutmuşsunuzdur. Bazı kitaplar böyledir işte, hiç eskimezler. Ve o kitaplardan biri hatta birincisi Exupery’nin Küçük Prens’idir. Her dönemde ve her defasında başka bir tat bırakır okurunda. Her defasında başka bir görünmeyeni gösterir.

Hikâyeyi bilenler bilir. Bu kitapta yazar kendi yaşadığı bir olayı anlatır. Aynı zamanda bir pilot olan yazar, Afrika üzerinde uçarken uçağının motoru bozulur ve zorunlu iniş yapar. Çölün üzerinde yalnız başına kalmıştır. Gün doğarken uykusunun arasında garip, incecik bir ses duyar. Karşısındaki göz alıcı bir güzellikte olan Küçük Prens’tir. Gezegeninde tek başına yaşamaktadır. Ve eşsiz güzellikte bir tek çiçeği vardır. Bundan sonrasında yazar ile Küçük Prens arasında müthiş bir felsefe, derinlikli, anlam yüklü konuşmalar geçer.

Küçük Prens’in, “Bana bir koyun çizer misin?” sorusuna, pilot/yazar şöyle yanıt verir: “Şimdiye kadar yalnız tarih, coğrafya, aritmetik ve dilbilgisiyle uğraştığım için resim yapmayı beceremiyorum.” Büyüklerin küçükken söyledikleri sözler yüzünden kendisini resim konusunda geliştirememiş ve bunu da Küçük Prens’e itiraf etmiştir. Bu itirafta ve daha birçok bölümde, çocuğundan kendisi gibi bir tane daha yaratmaya çalışan, çocuğun başka bir birey olduğunu unutan ebeveynlere sıkı bir eleştiri var aslında. Bununla birlikte çok farklı bir yerde yazılmış olsa da bugünkü eğitim sistemimize de bir eleştiri getiriyor bu kitap. Büyük bir eksiği/hatayı gözler önüne seriyor. Malum sınav başarılarına odaklı eğitim sistemimizde, yetenek ve sanat dersleri programdan ya çıkarıldı ya da en aza indirgendi!

Küçük Prens bir çocuk kitabı olarak bilinse de klasik çocuk kitabı tanımından çok daha fazlasını içeriyor. Derin bir felsefesi var bu kitabın. Küçük bir çocuğun gözünden büyüklerin tuhaflıklarını gösteriyor her yaştan okuruna. Yetişkinlerin sorgulanması da diyebiliriz! Bu sorgulama esnasında çocuk dünyasına, o dünyanın kendine özgülüğüne, saflığına, temizliğine de bir övgü var. Her okuyuşta farklı bir anlam kazanıyor kitap. Bundan dolayı defalarca okunmalı, okutulmalı.
Son bölümde ise Küçük Prens’siz bir resim var. Küçük Prens’in yeryüzüne indiği yerin resmi. Hikâyenin hüzünlü sonunun ardından bu resmi görmek okuru daha da hüzünlendiriyor, ötesinde kedere sürüklüyor. Anlatıma öyle kapılıyorsunuz ki bunu yaşamamak elde değil. Anlatım demişken, Cemal Süreya ve Tomris Uyar çevirmiş kitabı. Ustaların çevirisi için söz söylenemez, önünde saygıyla eğilinir sadece. Su gibi akıp giden bir anlatımdan söz ediyoruz ne de olsa.

Böylesi bir anlatıma da yazarın kendi resimlerinin eşlik etmesi büyük zenginlik. Çünkü Küçük Prens bir tane ve kitapta onu görmek, görebilmek okurunu mutlu ediyor. Can Yayınları’nın kitabın özüne sadık kalarak çizimleri değiştirmemiş/ yenilememiş olması da yerinde bir karar olmuş. Kaçıncı defa okuduğunu bilmeyenler eski bir dostla kucaklaşma hissini yaşayacaklardır.

Küçük Prens 71. yılında Can Çocuk etiketiyle çocuklarla, hep çocuk kalanlarla buluşuyor. Çocukları anlayamayan, anlamakta güçlük çeken ve hâlâ Küçük Prens’i okumamış olan yetişkinler de çocukları ile birlikte okusunlar bu kitabı.
Küçük Prens,  eskimeyen ve hiç büyümeyen dost. Tekrar merhaba!

KÜÇÜK PRENS, Antoine de Saint-Exupery, Çev.: Tomris Uyar & Cemal Süreya, Can Çocuk Yayınları, 2015.


En İyi Yüreğiyle Görebilir İnsan (Iraz Toros SUMAN)

Yetişkinler için bir çocuğu anlıyormuş gibi görünme kılavuzu, Madde 1:

Çok akıllı demeniz yeterli, bu çocuğun yanındaki yetişkinin kalbini fethedecektir. Çocuğu kendince himaye eden yetişkin sizin çocuğu anladığınıza ikna olduysa gerisinin bir önemi yok, çocuğun ne hissettiği çok da önemli değil, zira anlatamayacak ne hissettiğini, yani sizi asla yalanlayamaz, bal gibi de anlamıyorsun beni diyemez.

SANIRDIM…

Ama Küçük Prens beni bu dipsiz çaresizlik çukurundan çıkarttı, dedi ki ilk önce; “büyükler hiçbir şeyi asla kendi başlarına anlayamıyorlar…”

Özgüveninden çok etkilenmiştim, kendini anlatmak konusundaki hevesinden de… Ama bu öyle bir heves ki; sükunet, sadelik ve çabasızlık barındırıyor içinde, yani olmak istediğim kişiyi!!! İsteyince olmaz ya okuyunca olur belki deyip döner dolaşır okurum onu, yıllardır…

Öyle ya, “koyun çiz bana” dediğinde bir sandık görünce içinde koyunu hayal edebilecek diye sevinen o…

Çocukken “anne, gülü ne oldu ki Küçük Prens’ in” dedirten, biraz büyüyünce “ah nasıl oldu da büyüdüm” diye hayıflanarak kendine güller ve baobaplar arasındaki farkları bulma kılavuzları yazdırtan yine o. Daha da büyüdüğünde gökyüzüne her baktığında “orada bir yerde olduğuna inanmak istiyorum” dedirten sahiden o… Sayesinde büyümediğin o yani aslında…

Büyümenin çok işe yaramadığını anladığımız, “çocuktur, anlamaz” önyargısının, “çocuksu bir duruluk ve sakinlik için bildiklerimin hangilerinden unutmaya başlasam acaba” ya doğru evrildiğimiz zamanların kitabıdır Küçük Prens.

Her şeyi bildiğini zanneden yetişkinlerin aslında hayatı bu “bilme” halleri ile nasıl da çıkmaza sürüklediğini ve aslında her şeyin basit bir açıklaması olduğunu öğreten yine o..

Der ki;

"insanlar arasında da yalnızdır insan."

“ve işte sırrım: bu çok basit. insan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. en temel şeyi gözler göremez.”

“İki üç tırtıl gelmiş, ne çıkar! Onlara katlanmalı ki, kelebeklerle tanışayım.”

"İşte sırrım, çok basit: En iyi yüreğiyle görebilir insan. Gözler asıl görünmesi gerekeni göremez."

"Gülümü benim için bu kadar önemli kılan, ona harcadığım zaman..." dedi yine Küçük Prens unutmamak için.”

“Kökleri yoktur insanların. Bu yüzden de bir yere bağlanamazlar.””

“Çöl çok güzel” dedi küçük prens, “çünkü bir yerlerinde bir kuyu gizliyor.”

“İnsanlar,” dedi küçük prens, “ne aradıklarını bilmeden hızlı trenlere doluşuyorlar. Endişe ve telaşla, aynı yerde dönüp duruyorlar.” Bir an durakladıktan sonra ekledi: “Çektikleri sıkıntıya değmez bu.”

KÜÇÜK PRENS, Antoine De Saint-Exupery, Çev. Fatih Erdoğan, Mavi Bulut Yayıncılık, 2001.